Hoolaby

Aslan ile Fare

Bir aslan öğle güneşinde uyuyormuş. Kocaman pençelerini önüne uzatmış, derin derin nefes alıyormuş.

Küçük bir fare, aceleyle koşarken aslanın pençesinin üstünden geçmiş.

Aslan gözlerini açmış. Pençesini kapatmış. Fare avucunun içinde kalmış.

"Kim uyandırdı beni?"

"Ben," demiş fare, sesi zar zor duyuluyormuş. "Kazara oldu. Özür dilerim."

Aslan onu gözünün önüne kaldırmış. Fare titriyormuş.

"Bırak beni," demiş fare. "Bir gün ben de sana yardım ederim."

Aslan kahkahayla gülmüş. Ormanın yaprakları titremiş.

"Sen mi? Bana mı?"

"Belki," demiş fare.

Aslan öyle çok gülmüş ki, gülerken pençesini açmış. Fare kaçmış.

Aylar geçmiş.

Bir gece avcılar ormana kalın halatlardan bir tuzak kurmuş. Aslan karanlıkta göremeyip içine düşmüş.

Debelenmiş. Kükremiş. Ne kadar güçlü olursa olsun halatlar kopmamış — hatta çekiştikçe daha da sıkışmış.

Sesi bütün ormana yayılmış.

Hayvanlar duymuş. Ama hiçbiri yaklaşmamış — biri korkudan, biri çaresizlikten.

Sabaha karşı çalıların arasında bir hışırtı olmuş.

Küçük fare gelmiş.

Aslana bakmış. Halatlara bakmış. Sonra hiçbir şey söylemeden başlamış kemirmeye.

Bir düğüm. Sonra bir düğüm daha.

Saatler sürmüş. Fare yorulmuş, durmuş, yine başlamış. Dişleri acımış.

Güneş doğarken son halat kopmuş.

Aslan ayağa kalkmış. Silkinmiş.

Uzun bir süre farenin karşısında durmuş. Sonra başını eğmiş — kocaman başını, o minik fareye.

"Sen söylemiştin," demiş.

"Söylemiştim," demiş fare.

"Ben gülmüştüm."

"Güldün," demiş fare. "Ama yine de bıraktın. Ben ona geldim."

O günden sonra ormanda kimse boyuna göre ölçülmemiş.

Ve aslan, birinin ona küçük bir şey teklif ettiğinde artık gülmezmiş.

Sadece "teşekkür ederim" dermiş.

İyi geceler.

Başka masallar

Çocuğunuza özel bir masal

Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?

Tüm masallara bak