Çaydanlık
Mine K. · 2:43
Bir evin mutfağında, pencerenin yanında bir tepsi varmış. Tepside beyaz, porselen bir çaydanlık dururmuş. Üstünde mavi çiçekler varmış.
Çaydanlık kendini çok beğenirmiş. İnce, uzun bir ağzı varmış. Kocaman, yuvarlak bir kulpu varmış. Bunları herkese anlatırmış.
Ama kapağının kenarında minicik bir kırık varmış. Çaydanlık ondan hiç söz etmezmiş. Kapağını öyle çevirirmiş ki kırık yer hep duvara bakarmış.
Evde yaşlı, güler yüzlü bir nine yaşarmış. Her ikindi çay demlermiş. Fincanlar, şekerlik, kaşıklar tepsiye dizilirmiş. Çaydanlık da ortada, en güzel yerde dururmuş.
"Bakın, benim ağzım ne ince!" dermiş çaydanlık. "Bakın, kulpum ne kocaman! Bensiz çay olur mu hiç?"
Fincanlar çın çın diye gülüşürmüş. Şekerlik kapağını tıkırdatırmış. Ama kimse kapaktaki kırığı sormazmış. Çaydanlık da buna çok sevinirmiş.
Bir akşamüstü nine çaydanlığı yıkıyormuş. Islak çaydanlık kaygan mı kaygan olmuş. Birden ninenin elinden kayıvermiş.
Yumuşak halının üstüne düşmüş. Tık diye küçük bir ses gelmiş. Çaydanlığın ince ağzı kırılıvermiş.
"Ah, benim güzel çaydanlığım," demiş nine. Onu yerden kaldırıp usulca okşamış.
Çaydanlık çok üzülmüş. "Artık çay dökemem," diye düşünmüş. "Artık hiçbir işe yaramam."
Nine çaydanlığı rafa koymuş. Çaydanlık günlerce orada sessizce durmuş. Artık hiç övünmüyormuş.
Bir sabah nine onu raftan indirmiş. Kapağını açmış. İçini yumuşacık, kara toprakla doldurmuş. Toprağa kahverengi, yuvarlak bir çiçek soğanı gömmüş.
"Sen hâlâ güzel bir şey taşıyabilirsin," demiş nine. Sonra çaydanlığı pencerenin önüne koymuş.
Günler geçmiş. Güneş pencereden çaydanlığı ısıtmış. Nine her sabah biraz su vermiş.
Bir gün topraktan yeşil, minik bir filiz çıkmış. Sonra iki yaprak açmış. Sonra yaprakların arasından bir tomurcuk yükselmiş.
Çaydanlık içinde köklerin kıpırdadığını duymuş. Tatlı bir gıdıklanma gibiymiş. "Benim içimde bir çiçek büyüyor," diye fısıldamış çaydanlık. Öyle sevinmiş ki!
Bir akşam ay pencerenin karşısına yükselmiş. Ev sessizmiş. Nine koltuğunda uyuyakalmış.
O gece tomurcuk yavaş yavaş açılmış. Mavi, mis kokulu bir sümbül olmuş. Mutfak tatlı bir kokuyla dolmuş.
Çaydanlığın ağzı kırıkmış. Kapağı yanında duruyormuş. Kırığını da artık saklamıyormuş. Ama üstünde güzel bir çiçek varmış.
"Ben artık bir çiçek taşıyorum," diye fısıldamış çaydanlık. Çok mutluymuş. Sümbül ay ışığında usulca sallanmış. Çaydanlık da yavaşça uykuya dalmış. İyi geceler.
Kaynak: Andersen. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.