Holle Nine
Metni sen okuyabilirsin · 4 dakika
Bir zamanlar bir annenin iki kızı varmış. Küçük kız çok çalışkanmış. Sabah erkenden kalkar, herkese yardım edermiş. Ablası ise uyumayı ve dinlenmeyi çok severmiş.
Küçük kız her gün kuyunun başına oturur, yün eğirirmiş. Bir gün tahta makarası elinden kaymış. Cup diye kuyuya düşmüş.
Kız kuyuya eğilmiş, makarasına uzanmış. Birden kendisi de içine kaymış. Ama bu sihirli bir kuyuymuş. Kız bir kuş tüyü gibi aşağı süzülmüş. Gözlerini yumup tatlı bir uykuya dalmış.
Kız gözlerini açınca çiçekli bir çayırda uyanmış. Güneş parlıyormuş, kuşlar şakıyormuş. Kız yürümeye başlamış.
Biraz sonra bir fırına varmış. "Çıkar bizi, çıkar bizi! Çoktan piştik!" diye sesleniyormuş ekmekler. Kız küreği almış. Sıcacık ekmekleri tek tek çıkarmış.
Sonra bir elma ağacına varmış. "Salla beni, salla beni! Elmalarım olgunlaştı!" diye sesleniyormuş ağaç. Kız ağacı sallamış. Elmalar yağmur gibi yağmış. Kız hepsini toplayıp yan yana dizmiş.
Akşamüstü küçük bir eve varmış. Kapıda yaşlı bir kadın duruyormuş. Saçları kar gibi bembeyaz, gülüşü sıcacıkmış. Herkes ona Holle Nine dermiş.
"Korkma, yavrum," demiş Holle Nine. "Gel, bende kal, bana yardım et. Her sabah kuş tüyü yorganımı güzelce silkele. Tüyler uçuşunca dünyada kar yağar."
Kız gülümsemiş. "Seve seve yardım ederim," demiş kız.
Küçük kız her sabah erkenden kalkmış. Kuş tüyü yorganı pencereden silkelemiş. Pof, pof! Tüyler bembeyaz uçuşmuş. Aşağıda, dünyada lapa lapa kar yağmış.
Holle Nine'nin evinde her şey güzelmiş. Yemekler sıcacık, yataklar yumuşacıkmış. Ama bir gün kız biraz üzgünmüş. "Annemi ve ablamı çok özledim," demiş kız.
"Evini özlemen çok güzel," demiş Holle Nine. "Bana çok iyi yardım ettin. Seni evine ben götüreceğim."
Holle Nine kızı büyük bir kapıya götürmüş. Kız kapının altından geçerken altın bir yağmur yağmış. Altınlar kızın elbisesine yapışıp kalmış. Kız baştan ayağa parıl parıl parlamış.
"Bu altınlar senin, çünkü çok çalıştın," demiş Holle Nine. Kızın makarasını da ona geri vermiş.
Kapı kapanınca kız kendini evinin önünde bulmuş. "Kikiriki! Altın kızımız geldi!" diye ötmüş kuyunun üstündeki horoz.
Annesi ile ablası altınları görünce çok şaşırmışlar. Ablası da altın istemiş. Ertesi sabah kuyunun başına oturmuş. Makarasını kuyuya bırakmış. Arkasından kendisi de süzülüp gitmiş.
Abla çiçekli çayırda uyanmış. "Çıkar bizi, çıkar bizi! Çoktan piştik!" diye seslenmiş ekmekler. Ama abla ellerini kirletmek istememiş. Başını çevirip geçmiş.
"Salla beni, salla beni!" diye seslenmiş elma ağacı. Abla onu da dinlememiş. Ya başıma elma düşerse, diye düşünüp yürümüş.
Abla Holle Nine'nin evine varmış. İlk gün altını düşünüp çalışmış. İkinci gün tembellik etmiş. Üçüncü gün yataktan hiç çıkmamış.
Holle Nine'nin yorganı hiç silkelenmemiş. Tüyler uçuşmamış. Dünyada bir tane bile kar tanesi yağmamış. Çocuklar karı boşuna beklemiş.
"Bence evine dönme vakti geldi," demiş Holle Nine yumuşak bir sesle.
Holle Nine ablayı büyük kapıya götürmüş. Abla altın yağmurunu beklemiş. Ama kapının altından geçerken kapkara kurum yağmış! Abla baştan ayağa simsiyah olmuş.
Abla evinin önüne gelmiş. "Kikiriki! Kurumlu kızımız geldi!" diye ötmüş horoz.
Abla yüzünü yıkamış, ellerini yıkamış. Ama kurum bir türlü çıkmamış. Abla kuyunun yanına oturup ağlamış.
Küçük kız gelip ablasına sarılmış. Sonra birlikte annelerine yardım etmişler. Su taşımışlar, sofrayı kurmuşlar. Kurum her işte biraz daha silinmiş. Yatma vakti gelince abla tertemiz olmuş.
O gece iki kardeş pencerenin önünde yan yana yatmış. Dışarıda lapa lapa kar yağmaya başlamış. "Holle Nine yorganını silkeliyor," demiş küçük kız.
Kar taneleri usul usul inmiş. Damları, kuyuyu, bahçeyi bembeyaz örtmüş. İki kardeş battaniyeye sarınmış. Gözleri yavaş yavaş kapanmış. İyi geceler.
Kaynak: Grimm Kardeşler. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.