HoolabySleep Coach

Dick Whittington ve Kedisi

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 5 dakika

Bir zamanlar İngiltere'de, küçük bir köyde Dick Whittington adında yoksul bir çocuk yaşarmış. Dick'in ne evi varmış, ne de cebinde bir kuruşu.

Köyde herkes Londra'dan söz edermiş. Londra'nın sokaklarının altınla kaplı olduğunu söylerlermiş. Dick bunu duydukça hayallere dalarmış.

Bir sabah köyden, atları çıngıraklı büyük bir araba geçmiş. Araba Londra'ya gidiyormuş. "Ben de Londra'ya gideceğim!" demiş Dick. Arabacı izin verince, arabanın yanı sıra yola koyulmuş.

Londra kocaman, kalabalık bir şehirmiş. Dick sokak sokak dolaşmış. Ama sokaklar altın değil, taş ve çamurmuş.

Dick yorulmuş, karnı da çok acıkmış. Büyük bir evin kapısının önüne oturmuş. Kapıyı huysuz bir aşçı açmış. Aşçı kaşlarını çatıp söylenmiş, onu kapıdan göndermek istemiş.

Tam o sırada evin sahibi gelmiş. Bu, iyi kalpli tüccar Bay Fitzwarren'miş. "Kalk bakalım, evlat," demiş Bay Fitzwarren. "İçeride sıcak bir çorba var. Mutfakta sana bir iş de buluruz."

Dick artık mutfakta çalışıyormuş. Tencereleri ovuyor, ateşi yakıyor, yerleri siliyormuş. Aşçı hiç memnun olmazmış. Dick ne yapsa söylenir dururmuş.

Dick'in yatağı çatı katındaki küçük bir odadaymış. Ama geceleri duvarlarda fareler tıkır tıkır koşarmış. Dick bir türlü uyuyamazmış.

Bir gün bir beyefendinin ayakkabılarını parlatmış. Beyefendi ona bir peni vermiş. Sonra Dick sokakta kucağında kedi taşıyan bir kız görmüş. Tek penisini verip kediyi almış.

Dick kediyi çatı katına götürmüş. Akşam yemeğinden ona hep bir parça ayırırmış.

Kedi daha ilk gece işe koyulmuş. Fareler onu görünce deliklerine kaçışmış. Bir daha da çıkmaya cesaret edememişler.

O geceden sonra Dick mışıl mışıl uyumuş. Kedi de ayaklarının ucunda kıvrılıp mırlamış. Sabahları da onu burnuyla dürtüp uyandırırmış. İkisi en iyi dost olmuşlar.

Bir gün Bay Fitzwarren'in gemisi uzak ülkelere gidecekmiş. Evdeki herkes gemiyle satılmak üzere bir şey göndermiş. Böylece herkesin bir şansı olacakmış.

"Ya sen, Dick?" diye sormuş Bay Fitzwarren. "Sen ne göndereceksin?"

"Benim kedimden başka hiçbir şeyim yok," demiş Dick. Gözleri dolarak kedisini kaptana vermiş. Gemi beyaz yelkenlerini açıp yavaş yavaş uzaklaşmış.

Kedisiz günler çok uzun geçmiş. Fareler yine geceleri koşturmaya başlamış. Aşçı da Dick'le alay edip dururmuş.

Bir gün Dick küçük bohçasını toplamış. Şehirden çıkıp bir tepeye kadar yürümüş. Yorulup yol kenarındaki büyük bir taşın üstüne oturmuş.

Tam o sırada uzaktan Londra'nın çanları çalmaya başlamış. Ding dong, ding dong. Çanlar sanki ona sesleniyormuş: "Dön geri, Whittington, Londra'nın Belediye Başkanı!"

"Belediye başkanı mı? Ben mi?" demiş Dick. Sonra gülümsemiş. Bohçasını omzuna alıp şehre geri dönmüş.

Bu sırada gemi denizlerde uzun uzun yol almış. Sonunda uzak bir ülkeye varmış. O ülkenin kralı, kaptanı sarayına yemeğe çağırmış.

Sofra kurulur kurulmaz bir sürü fare koşarak gelmiş! Ekmekleri kapmışlar, kaseleri devirmişler. Kraliçe sandalyesinin üstüne çıkmış.

Kaptan koşup gemiden kediyi getirmiş. Kedi sofraya bir sıçramış, fareler ciyak ciyak kaçışmış. Hepsi saraydan çıkıp tarlalara gitmiş, bir daha da gelmemiş.

Kral sevinçten öyle zıplamış ki, tacı başından düşmüş. Kraliçe kediyi kucağına almış. Kedi onun kucağında mırlaya mırlaya uyuyakalmış. Kral, kedinin sahibi için bir sandığı altınla doldurmuş.

Aylar sonra gemi Londra'ya dönmüş. Kaptan doğruca Bay Fitzwarren'in evine gelmiş. Yanında kocaman bir sandık, kucağında da Dick'in kedisi varmış.

Bay Fitzwarren, mutfakta tencere ovan Dick'i çağırtmış. "Gel, Bay Whittington!" demiş Bay Fitzwarren gülerek. "Bu hazine senin. Kedin bir kralın sarayını farelerden kurtarmış!"

Kedi Dick'in kucağına atlamış, mırıl mırıl mırlamış. Dick hazineyi evdeki herkesle paylaşmış. Huysuz aşçıya bile bir kese altın vermiş. Aşçı ilk kez gülümsemiş.

O gece Dick eski küçük odasında yatmak istemiş. Kedisi yastığının yanına kıvrılmış. Pencereden ay ışığı süzülüyormuş.

Uzaktan Londra'nın çanları usul usul çalmış. Dick çanların sözünü hatırlamış. Derler ki, Dick büyüyünce gerçekten Londra'nın Belediye Başkanı olmuş. Hem de üç kez! Kedisi de hep yanındaymış.

Dick kedisinin yumuşacık tüylerini okşamış. Kedi mırıl mırıl mırlamış. Çanlar susmuş, şehir uykuya dalmış. Dick'in gözleri yavaşça kapanmış. İyi geceler.

Kaynak: İngiliz halk masalı. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.