HoolabySleep Coach

Keloğlan ve Değirmenin Sırrı

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 4 dakika

Bir varmış bir yokmuş. Dağların ardında, dereye yaslanmış küçük bir köy varmış. Bu köyün en tembel görünen, ama aslında en akıllı çocuğu Keloğlan'mış.

O yıl köye tuhaf bir dert gelmiş. Derenin kıyısındaki değirmen ağır ağır dönüyormuş. Su azmış, çark zor dönüyormuş. Taşlar un öğütemiyormuş, çuvallar boş kalıyormuş.

Köylüler değirmenin başına toplanmış. "Değirmen yaşlandı," demiş biri. "Taşları değiştirmek gerek," demiş bir başkası. "Yenisini yaptırırız," demiş muhtar, "ama bunun parası kimde var?"

Keloğlan kalabalığın arkasında duruyormuş. Kel başını kaşımış, "Ben bir bakayım," demiş.

Köylüler gülüşmüş. "Sen mi bakacaksın Keloğlan? Usta gelip bakamadı."

"Usta taşa baktı," demiş Keloğlan. "Ben suya bakacağım."

O akşam herkes evine dağılınca, Keloğlan derenin kenarına oturmuş. Değirmene bakmamış. Suyun geldiği yöne bakmış. Sonra kalkmış, dereyi yukarı doğru yürümeye başlamış.

Yürümüş, yürümüş. Söğütlerin altından geçmiş. Taşların üstünden atlamış. Karanlık bastırınca ayın ışığıyla yürümüş.

Ve derenin yukarısında, kavak ağaçlarının olduğu yerde durmuş.

Orada dere ikiye ayrılıyormuş. Bir kolu değirmene gidiyormuş. Öteki kolu ise tarlalara. Tarlalara giden kolun önüne birileri taş ve dal yığmış. Suyun çoğu oraya akıyormuş.

Keloğlan diz çökmüş, yığına bakmış. Taşlar özenle dizilmiş. Bu, sel getirdiği bir yığın değilmiş. Birinin eliyle yapılmış.

Tam o sırada arkasından bir ses gelmiş.

"Bozma onu," demiş ses.

Keloğlan dönmüş. Karşısında yaşlı bir kadın duruyormuş. Elinde bir bakraç, sırtında yamalı bir şal.

"Nine," demiş Keloğlan, "bunu sen mi yaptın?"

Yaşlı kadın başını eğmiş. "Ben yaptım."

"Neden?" diye sormuş Keloğlan.

"Çünkü benim tarlam en uçta," demiş kadın. "Su değirmene gidince bana hiç kalmıyor. Bütün yaz bekledim. Kimse fark etmedi. Kimse sormadı. Ben de suyu kendime çevirdim."

Keloğlan uzun uzun düşünmüş. Sonra yığının yanına oturmuş.

"Nine," demiş, "sen suyu çaldın diye köyün ekmeği kesildi. Ama köy senin tarlanı unuttu diye sen de aç kaldın. İkisi de doğru."

"Peki ne yapacaksın?" demiş kadın. "Gidip beni söyleyecek misin?"

Keloğlan gülümsemiş. "Hayır. Gidip bir kürek getireceğim."

O gece Keloğlan ile yaşlı kadın birlikte çalışmışlar. Yığını tamamen bozmamışlar. Ortasından bir kanal açmışlar. Su hem değirmene gitsin, hem tarlaya diye. İkisine de yetecek kadar.

Sabah olduğunda değirmenin çarkı hızlı hızlı dönmeye başlamış. İlk çuval dolduğunda köylüler sevinçten bağırmış.

"Keloğlan!" demiş muhtar. "Nasıl yaptın bunu? Taşları mı onardın?"

"Taşlarda bir şey yoktu," demiş Keloğlan. "Suyu paylaştırdım, o kadar."

"Kiminle?" diye sormuş muhtar.

Keloğlan derenin yukarısını göstermiş. Kavakların altında, elinde bakracıyla yaşlı kadın duruyormuş.

Köylüler susmuş. Sonra muhtar, utanarak, kadının yanına gitmiş. "Nine," demiş, "biz seni unutmuşuz."

"Unuttunuz," demiş kadın. "Ama bu çocuk unutmadı."

O günden sonra köyde bir kural olmuş. Değirmen dönmeden önce bakılırmış: en uçtaki tarlaya su gidiyor mu?

Keloğlan'a sormuşlar: "Sen bunu nasıl akıl ettin?"

Keloğlan omuz silkmiş. "Herkes bozulan şeye baktı," demiş. "Ben bozulmadan önce nereden geldiğine baktım."

O gece köyde herkesin sofrasında taze ekmek varmış. Çok uzun zamandır ilk defa. Keloğlan da karnı tok, içi rahat, mışıl mışıl uyumuş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş. Biri suyu paylaşana, biri unutulanı hatırlayana. Biri de bu masalı sonuna kadar dinleyen sana.

İyi geceler.

Kaynak: Türk halk masalları geleneği. Kendi sözlerimizle, uyku için yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.