Hoolaby

Kırmızı Başlıklı Kız

Bir zamanlar, ormanın kenarındaki bir evde küçük bir kız yaşarmış. Anneannesi ona kırmızı kadifeden bir başlık dikmiş, kız da onu hiç çıkarmazmış. Bu yüzden herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız dermiş.

Bir sabah annesi bir sepet hazırlamış. İçine taze ekmek, bir kavanoz bal ve bir demet papatya koymuş.

"Anneannen biraz hasta," demiş. "Bunları ona götürür müsün?"

"Götürürüm," demiş Kırmızı Başlıklı Kız.

"Yalnız," demiş annesi, "ormanda patikadan ayrılma. Patika seni doğru götürür."

Kız söz vermiş ve yola çıkmış.

Orman o sabah çok güzelmiş. Yapraklardan süzülen ışık yerde altın lekeler yapıyormuş. Kuşlar birbirine sesleniyormuş. Kırmızı Başlıklı Kız patikadan yürümüş, yürümüş.

Derken patikanın solunda, ağaçların arasında bir şey görmüş. Mor çiçekler. Kocaman bir öbek, hem de anneannesinin en sevdiği renkten.

"Bir demet toplasam," diye düşünmüş. "Anneannem çok sevinir."

Patikadan bir adım ayrılmış. Sonra bir adım daha. Çiçekler bitince biraz ileride daha güzelleri varmış. Onları toplarken, biraz daha ilerideki daha da güzel görünmüş.

Ve bir süre sonra Kırmızı Başlıklı Kız başını kaldırdığında, patikayı göremez olmuş.

Etrafına bakmış. Bütün ağaçlar birbirine benziyormuş. Hangi yönden geldiğini bilmiyormuş. Kucağında bir kucak mor çiçek, ayaklarının altında yosunlu toprak varmış — ama patika yokmuş.

Kalbi hızlanmış. Bir an ağlayacak gibi olmuş.

Sonra anneannesinin ona söylediği bir şeyi hatırlamış: "Kaybolursan koşma. Otur ve dinle."

Kız bir kütüğün üstüne oturmuş. Gözlerini kapatmış. Ve dinlemiş.

Önce kendi kalbini duymuş. Sonra rüzgârı. Sonra bir ağaçkakanın uzaklarda tıkırdadığını.

Ve sonra, çok hafif, bir su sesi.

Kırmızı Başlıklı Kız gözlerini açmış. "Dere," demiş kendi kendine. "Patika derenin yanından geçiyordu."

Sesin geldiği yöne doğru yavaşça yürümüş. Su sesi büyümüş, büyümüş. Ve ağaçların arasından çıktığında, karşısında dere varmış — hemen yanında da patika.

Tam o sırada patikada bir adam belirmiş. Sırtında balta, omzunda bir çıkın. Ormancıymış.

"Sen Kırmızı Başlıklı Kız değil misin?" demiş. "Buralarda ne arıyorsun?"

"Çiçek toplarken patikayı kaybettim," demiş kız. "Ama sonra dereyi dinledim ve buldum."

Ormancı gülümsemiş. "Akıllı çocuk. Çoğu insan kaybolunca koşar, daha da kaybolur. Sen oturup dinlemişsin."

Sonra sepete bakmış. "Anneannene mi gidiyorsun? Ben de o tarafa gidiyorum. İstersen beraber yürüyelim."

Beraber yürümüşler. Ormancı ona ağaçları tanıtmış: kayın, gürgen, ıhlamur. Hangi yönde yosun tuttuklarını göstermiş. "Yosun genelde kuzeye bakar," demiş. "Bunu bilirsen ormanda hiç kaybolmazsın."

Anneannenin evine vardıklarında, anneanne kapıda onları karşılamış. Yanakları biraz solgunmuş ama gözleri gülüyormuş.

"Çiçekler!" demiş. "Hem de mor olanlardan!"

Kırmızı Başlıklı Kız her şeyi anlatmış. Patikadan ayrıldığını, kaybolduğunu, oturup dinlediğini.

Anneanne onu kucağına almış. "Sen bugün iki şey öğrendin," demiş. "Biri, sözünde durmanın neden önemli olduğu. Öteki, hata yapınca sakin kalmanın."

"İkincisi daha zormuş," demiş kız.

"Öyle," demiş anneanne. "Ama sen yaptın."

O akşam üçü birlikte ekmek yemiş, bal yemiş, ocağın başında oturmuşlar. Ormancı ateşe bir odun daha atmış. Mor çiçekler pencerenin önündeki testide durmuş.

Ve Kırmızı Başlıklı Kız, anneannesinin dizinde, ormanın seslerini dinleye dinleye uyuyakalmış.

İyi geceler.

Başka masallar

Çocuğunuza özel bir masal

Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?

Tüm masallara bak