Kurbağa Prens
Sarayın bahçesinde derin bir kuyu varmış. Prenses her gün oraya gider, altın topunu havaya atıp tutarak oynarmış.
Bir gün top elinden kaçmış ve kuyuya düşmüş.
Prenses kuyunun başına eğilmiş. Dibi görünmüyormuş. Ağlamaya başlamış.
"Neden ağlıyorsun?"
Prenses irkilmiş. Kuyunun kenarında bir kurbağa oturuyormuş.
"Topum düştü."
"Ben çıkarabilirim," demiş kurbağa. "Ama bir şartla. Bugün seninle yemek yiyeyim, aynı masada."
Prenses bir an düşünmüş. "Tamam," demiş.
Kurbağa suya dalmış, topu getirmiş.
Prenses topu kaptığı gibi koşarak saraya gitmiş.
Akşam yemekte kapı çalınmış.
Bir hizmetkâr içeri girmiş. "Kapıda bir kurbağa var," demiş, sesinde şaşkınlık.
Prensesin yüzü bembeyaz olmuş.
Kral kızına bakmış. "Sen bu kurbağayı tanıyor musun?"
Prenses başını eğmiş. Sonra her şeyi anlatmış.
Kral uzun uzun dinlemiş.
"Söz verdin mi?"
"Verdim ama—"
"Verdin mi?"
"Verdim."
"O zaman kapıyı aç."
Kurbağa masaya çıkmış. Prensesin tabağından yemiş. Prenses hiçbir lokma yiyememiş.
Yemek bitince kurbağa, "Teşekkür ederim," demiş ve kapıya doğru zıplamış.
Prenses şaşırmış. "Gitmiyor musun? Yani... başka bir şey istemiyor musun?"
Kurbağa dönmüş.
"Ben sadece bir kere birinin sözünü tutmasını istedim," demiş. "Kuyuda çok bekledim. Kimse dönmedi."
Ve o an prenses kurbağaya ilk defa gerçekten bakmış.
"Dur," demiş.
Kurbağa durmuş.
"Yarın da gel," demiş prenses. "Bu sefer ben davet ediyorum."
Kurbağa ertesi gün gelmiş. Sonraki gün de.
Bir hafta sonra prenses onunla bahçede dolaşıyormuş, çiçeklerin adlarını öğretiyormuş. Kurbağa da ona kuyunun dibinde neler olduğunu anlatıyormuş — meğer aşağıda bir sürü şey varmış.
Onuncu gün, akşamüstü, kurbağa çimenlerin üstünde otururken prenses ona döndü:
"Sen aslında kurbağa değilsin, değil mi?"
Kurbağa gülmüş — kurbağalar gülebilirse.
"Neden öyle dedin?"
"Çünkü sen kırgın konuşuyorsun. Kurbağalar kırgın olmaz."
O akşam güneş batarken kurbağa değişmiş. Karşısında bir genç durmuş.
"Yıllar önce ben de bir söz verdim ve tutmadım," demiş. "Bedeli buydu. Ve ancak biri bana verdiği sözü tutunca çözülecekti."
Prenses uzun uzun bakmış.
"Ben tutmadım ki," demiş. "Babam tutturdu."
"İlk gün öyleydi," demiş genç. "Ama sekizinci gün beni sen çağırdın."
İyi geceler.
Başka masallar
Ağustos Böceği ile Karınca
Bütün yaz şarkı söyleyen böcek ile bütün yaz çalışan karınca, kışın birbirlerine muhtaç olur. 4 dakikalık masal.
Alaaddin'in Sihirli Lambası
Üç dilek hakkı olan çocuk, en zor dileğin ne isteyeceğini bilmek olduğunu keşfeder. 6 dakikalık masal.
Altın Saçlı Kız ve Üç Ayı
İzinsiz girdiği evde her şeyi deneyen küçük kız, geri dönüp özür dilemeyi öğrenir. 5 dakikalık masal.
Çocuğunuza özel bir masal
Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?
Tüm masallara bak