Hoolaby

Nasreddin Hoca'nın Kaftanı

Bir gün Nasreddin Hoca'yı büyük bir ziyafete davet etmişler.

Hoca o gün bahçede çalışıyormuş. Vakit daralınca üstünü değiştirmeden gitmiş — eski cübbesi, tozlu ayakkabılarıyla.

Konağın kapısında durdurmuşlar.

"Nereye?"

"Ziyafete."

Kapıdaki adam yukarıdan aşağı süzmüş. "Bugün burada davet var."

"Ben de davetliyim."

"Öyle mi?" demiş adam ve yolu kapatmış.

Hoca ısrar etmemiş. Dönmüş, evine gitmiş.

Evde en güzel kaftanını giymiş. Sarığını sarmış. Kürkünü omzuna atmış.

Yeniden konağa gelmiş.

Bu sefer kapıdaki adam eğilmiş. "Buyurun efendim, buyurun."

İçeri almışlar. Baş köşeye oturtmuşlar. Önüne tabaklar dizmişler.

Hoca çorbayı almış.

Ama kaşığı ağzına götürmemiş. Kaftanının yenini kaldırmış ve çorbayı yenine doğru uzatmış.

"Ye kürküm ye," demiş.

Sofradakiler donup kalmış.

Sonra pilavı almış, yine kürküne uzatmış.

"Ye kürküm ye."

Ev sahibi dayanamamış. "Hocam, ne yapıyorsunuz?"

Hoca kaşığı bırakmış.

"Bir saat önce buraya geldim," demiş. "Aynı ben, aynı ayaklar, aynı kafa. Kapıdan çevirdiler."

Sofrada kimse konuşmamış.

"Sonra bu kürkü giydim, geldim. Baş köşeye oturttunuz. Demek ki davetli ben değilim, kürküm. O zaman yemeği de o yesin."

Uzun bir sessizlik olmuş.

Sonra ev sahibi ayağa kalkmış, kapıya gitmiş ve kapıdaki adamı çağırmış.

"Bu akşam kaç kişiyi çevirdin?"

Adam kızarmış. "Üç kişi efendim."

"Git bul. Üçünü de getir."

O gece sofrada beklenenden dört kişi fazla oturmuş.

Hoca en sonunda çorbasını içmiş — bu sefer kendisi.

Ev sahibi ona dönmüş: "Hocam, bize kızdınız mı?"

"Kızmadım," demiş Hoca. "Ben bu dersi kendim için de aldım. Sabah bahçede bir dilenci geçti, ben de dönüp bakmadım."

"Siz mi?"

"Ben," demiş Hoca. "Kürke bakan sadece kapıcı değilmiş."

İyi geceler.

Başka masallar

Çocuğunuza özel bir masal

Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?

Tüm masallara bak