Pinokyo
Bir zamanlar, dar bir sokakta küçük bir marangoz atölyesi varmış. Burada Geppetto Usta yaşarmış. Yalnız bir adammış; gündüzleri sandalye onarır, akşamları ocağın başında tek başına otururmuş.
Bir gün eline güzel bir kütük geçmiş. "Bundan bir kukla yapayım," demiş. "Hiç değilse konuşacak birim olur."
Günlerce çalışmış. Kollarını oymuş, bacaklarını takmış, yüzünü zımparalamış. Bitirdiğinde karşısında minik bir çocuk kukla duruyormuş. Adını Pinokyo koymuş.
O gece Geppetto uyurken tuhaf bir şey olmuş. Pinokyo gözlerini kırpıştırmış, parmaklarını oynatmış ve yataktan inmiş.
Sabah Geppetto uyanınca Pinokyo'yu masanın başında otururken bulmuş. Şaşkınlıktan bir süre konuşamamış.
"Günaydın baba," demiş Pinokyo.
Geppetto ağlamış ve gülmüş aynı anda.
Ama Pinokyo tahtadan yapılmış olsa da, öğrenmesi gereken çok şey varmış.
İlk gün Geppetto ona bir kitap almış — bunun için tek ceketini satmış. "Okula git," demiş. "Ben senin yaşındayken gidemedim."
Pinokyo kitabı koltuğunun altına almış, yola çıkmış. Ama sokağın başında bir kukla tiyatrosu varmış. Davullar çalıyor, renkli bayraklar dalgalanıyormuş.
Pinokyo durmuş. Okula bakmış. Tiyatroya bakmış. Ve tiyatroya girmiş.
Akşam eve döndüğünde Geppetto sormuş: "Okul nasıldı?"
Pinokyo bir an duraklamış. "Güzeldi," demiş. "Harfleri öğrendik."
Ve tam o sırada burnunun ucunda tuhaf bir kaşıntı hissetmiş. Eliyle yoklamış — burnu bir parmak uzamış.
Ertesi gün yine tiyatroya gitmiş. Akşam yine "okuldaydım" demiş. Burnu bir parmak daha uzamış.
Üçüncü gün burnu o kadar uzamış ki kapıdan geçemez olmuş.
Geppetto ona bakmış. Kızmamış. Sadece yanına oturmuş.
"Pinokyo," demiş, "burnun neden uzuyor biliyor musun?"
"Yalan söylediğim için," demiş Pinokyo, başını öne eğerek.
"Hayır," demiş Geppetto. "Yalan söylediğin için değil. Yalanı sürdürdüğün için. İlk gün gerçeği söyleseydin, burnun kısalırdı."
Pinokyo uzun uzun düşünmüş. Sonra çok yavaş konuşmuş:
"Baba... ben okula hiç gitmedim. Üç gündür tiyatrodaydım. Ve sen ceketini benim kitabım için satmıştın."
Söz biter bitmez burnu kısalmaya başlamış. Kısalmış, kısalmış, eski haline dönmüş.
Pinokyo şaşırmış. "Bu kadar mı?"
"Bu kadar," demiş Geppetto. "Ama en zor kısmıydı."
O kıştan sonra Geppetto hastalanmış. Öksürüğü geçmemiş, atölyeye inemez olmuş. Sandalyeler onarılmadan durmuş.
Pinokyo bir sabah erkenden kalkmış. Geppetto'nun aletlerini almış. Nasıl yapıldığını hatırlamaya çalışarak bir sandalyenin ayağını onarmış. Çarpık olmuş. Söküp yeniden yapmış. Yine çarpık olmuş. Üçüncüde düzelmiş.
O gün üç sandalye onarmış. Parasını getirip Geppetto'nun yastığının altına koymuş.
Ertesi gün beş sandalye. Sonraki gün altı.
Bir hafta sonra Geppetto uyandığında, atölyeden çekiç sesi geliyormuş. Yavaşça merdivenden inmiş.
Pinokyo tezgâhın başındaymış. Elleri talaş içindeymiş. Fark etmemiş bile.
Geppetto kapının önünde durmuş ve uzun uzun bakmış.
"Pinokyo," demiş sonunda.
Pinokyo dönmüş. "Baba! Uyandın mı? Sana çorba ısıttım, ocakta."
Ve o an Geppetto anlamış: karşısındaki artık tahtadan bir kukla değilmiş. Ne zaman değiştiğini bilmiyormuş — burnu kısaldığı gün mü, yoksa ilk sandalyeyi onardığı gün mü.
Ama artık gerçek bir çocukmuş.
O akşam ikisi ocağın başında oturmuş. Geppetto ona kitabı okumuş, harf harf. Pinokyo dinlemiş, sonra kendi denemiş.
Ve gece yarısına doğru, babasının omzuna yaslanmış uyuyakalmış.
İyi geceler.
Başka masallar
Ağustos Böceği ile Karınca
Bütün yaz şarkı söyleyen böcek ile bütün yaz çalışan karınca, kışın birbirlerine muhtaç olur. 4 dakikalık masal.
Alaaddin'in Sihirli Lambası
Üç dilek hakkı olan çocuk, en zor dileğin ne isteyeceğini bilmek olduğunu keşfeder. 6 dakikalık masal.
Altın Saçlı Kız ve Üç Ayı
İzinsiz girdiği evde her şeyi deneyen küçük kız, geri dönüp özür dilemeyi öğrenir. 5 dakikalık masal.
Çocuğunuza özel bir masal
Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?
Tüm masallara bak