Hoolaby

Rapunzel

Ormanın ortasında kapısı olmayan bir kule varmış. Tek penceresi en tepedeymiş.

Bu kulede Rapunzel adında bir kız yaşarmış. Onu küçükken buraya getiren yaşlı kadın her akşam gelir, aşağıdan seslenirmiş:

"Rapunzel, saçlarını sal."

Rapunzel örgüsünü pencereden sarkıtır, kadın tırmanırmış. Yemek getirir, biraz oturur, sonra iner giderdi.

"Dışarısı tehlikeli," dermiş kadın hep. "Burada güvendesin."

Rapunzel yıllarca buna inanmış.

Kulede yapacak çok şey yokmuş, o yüzden Rapunzel bakmayı öğrenmiş.

Kuşların hangi saatte geçtiğini bilirmiş. Ormanın rengi ay ay nasıl değişiyor, hangi bulut yağmur getiriyor — hepsini bilirmiş.

Ve bir de şarkı söylermiş. Sesi ormanın içine yayılırmış.

Bir gün aşağıdan bir ses gelmiş — kadının sesi değil.

"Kim söylüyor bu şarkıyı?"

Rapunzel pencereden bakmış. Aşağıda genç bir adam duruyormuş, atından inmiş.

"Ben," demiş.

"Neden orada duruyorsun?"

Rapunzel bir an cevap verememiş. Çünkü kimse ona bu soruyu sormamışmış.

"Çünkü... dışarısı tehlikeli."

"Kim söyledi?"

"Beni büyüten kadın."

Genç adam başını eğmiş. "Peki sen hiç dışarı çıkıp baktın mı?"

O gece Rapunzel uyuyamamış.

Ertesi akşam kadın geldiğinde ilk defa bir şey sormuş.

"Dışarısı neden tehlikeli?"

Kadın duraklamış. "Öyle işte."

"Ne var dışarıda?"

"Bilmen gerekmiyor."

Ve o an Rapunzel anlamış: kadın da bilmiyormuş. Sadece korkuyormuş — ve korkusunu ona giydirmişmiş.

Rapunzel bir hafta örgüsünü kesmeyi düşünmüş. Sonra vazgeçmiş.

Bunun yerine örgüsünü pencereden sarkıtmış — ama aşağı, kendisi için.

Elleri yandı. İki kere kaydı. Ama indi.

Ayakları yere değdiğinde uzun uzun durmuş. Toprağa dokunmuş. Otların kokusunu almış. Yıllardır yukarıdan seyrettiği ormanın içinde duruyormuş ve orman hiç de korkunç değilmiş — sadece büyükmüş.

Akşam kadın geldiğinde Rapunzel kulenin dibinde oturuyormuş.

Kadın onu görünce durup kalmış. Elindeki sepet düşmüş.

"İndin," demiş.

"İndim."

Kadın bir şey söylemek için ağzını açmış, sonra kapatmış. Yüzü buruşmuş.

"Ben seni korumak istedim," demiş sonunda. "Dünyada bana çok kötü şeyler oldu. Sana olmasın istedim."

Rapunzel yanına gitmiş, elini tutmuş.

"Biliyorum," demiş. "Ama sen bana ormanı anlatmadın. Sadece korkuyu anlattın. İkisi aynı şey değilmiş."

Rapunzel gitmiş — ama kaçmamış. Vedalaşmış.

Ve altı ay sonra geri gelmiş. Yanında haritalar, kurumuş çiçekler ve anlatacak yüzlerce şeyle.

Kadın kulenin önünde oturuyormuş. Rapunzel'i görünce ayağa kalkmış.

"Anlat," demiş.

O akşam ikisi kulenin dibinde oturmuş, Rapunzel sabaha kadar anlatmış.

Ve ertesi bahar, ikisi birlikte kulenin duvarına bir kapı açmışlar.

İyi geceler.

Başka masallar

Çocuğunuza özel bir masal

Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?

Tüm masallara bak