Uyku Perisi Ole
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika
Akşam olunca şehirde pencereler birer birer yanarmış. Çocuklar pijamalarını giyermiş. İşte tam o saatte biri gelirmiş: Uyku Perisi Ole.
Ole küçük, yaşlı bir adammış. Ayağında yalnızca çorapları varmış. Merdivenleri hiç ses çıkarmadan tırmanırmış. Kapıları usulca açarmış. Bir evden öbür eve gidermiş. Her evde uykusu gelen bir çocuk varmış. Ole parmak uçlarında gelirmiş. Tıpış tıpış, hiç ses çıkarmadan.
Ole'nin üstünde ipek bir ceket varmış. Ceket bir yeşil, bir kırmızı, bir mavi parlarmış. Kolunun altında da iki şemsiye taşırmış.
Şemsiyelerden birinin içi resimlerle doluymuş. Ole bu şemsiyeyi uyuyan çocukların üstünde açarmış. Çocuklar da bütün gece güzel rüyalar görürmüş. Öbür şemsiye sade ve gri bir şemsiyeymiş. Onu derin, rüyasız uykular için açarmış.
Bir akşam Ole, küçük Yalmar'ın odasına girmiş. Yalmar yatağındaymış ama gözleri kocaman açıkmış.
Ole yatağın kenarına oturmuş. Yalmar'ın göz kapaklarına usulca üflemiş. Üf, üf. Yalmar'ın göz kapakları ağırlaşmış. Gözleri yavaşça kapanmış. Yorganın üstüne ay ışığı düşmüş.
"Uyumadan önce sana bir şey göstereyim," diye fısıldamış Ole. Sonra resimli şemsiyesini açmış. Şemsiyenin içindeki resimler yavaş yavaş dönmeye başlamış. Kuşlar, gemiler, yıldızlar dönüyormuş. Odaya mis gibi bir çiçek kokusu yayılmış. Yalmar gülümsemiş. Rüyası başlamış.
Pencerenin önündeki saksılar büyümeye başlamış. Çiçekler uzamış, uzamış. Sonunda koca bir ağaç olmuşlar. Ağacın dalları tavana kadar yükselmiş.
Dallar yatağın üstüne eğilmiş. Her yerde pembe ve beyaz çiçekler açmış. Dalların arasında küçük, altın renkli meyveler varmış. Yalmar bir meyve koparmış. Meyve bal gibi tatlıymış. Odanın içi bahar bahçesine dönmüş. Ole de çiçeklerin arasında usulca gülümsüyormuş.
Ertesi gece Ole yine parmak uçlarında gelmiş. Tıpış tıpış, hiç ses çıkarmadan. Bu sefer duvardaki resme dokunmuş. Resimde bir nehir, söğütler ve küçük bir kayık varmış.
Ole dokununca resimdeki kuşlar ötmeye başlamış. Nehrin suyu şırıl şırıl akmış. Yalmar resmin içine adım atmış, kayığa binmiş. Kayık söğütlerin arasından yavaşça süzülmüş. Kıyıda kuğular, yeşil çayırlar, küçük bir şato varmış. Köprünün üstündeki çocuklar ona el sallamış.
Bir gece dışarıda yağmur yağıyormuş. Pıtır pıtır, pıtır pıtır. Ole gelmiş, Yalmar'ın yatağını bir gemiye çevirmiş. Gemi sessiz bir denizde yüzmeye başlamış. Gemi dalgaların üstünde beşik gibi sallanıyormuş.
Gökyüzünde leylekler uçuyormuş. Sıcak ülkelere gidiyorlarmış. Bir leylek çok yorulmuş, geminin üstüne konmuş. Yalmar ona su vermiş, tüylerini okşamış. Leylek dinlenince kanatlarını açmış. "Teşekkür ederim," der gibi başını eğmiş. Sonra arkadaşlarına katılıp uçup gitmiş.
Başka bir gece Ole, Yalmar'ı bir yüksük kadar küçültmüş. "Bu gece farelerin düğünü var," diye fısıldamış. İkisi duvarın dibindeki küçük delikten içeri girmişler.
İçeride upuzun bir koridor varmış. Minicik mumlar yanıyormuş. Koridorun sonunda fareler toplanmış. Gelin fare ile damat fare en güzel giysilerini giymişler. Masada fındık kadar bir pasta varmış. Fareler müzik çalmış, Yalmar da onlarla dans etmiş. Sonra herkes pastadan minicik bir parça yemiş.
Bir gece Ole, Yalmar'ı yumuşacık bir bulutun üstüne oturtmuş. Bulut yavaşça yıldızlara kadar yükselmiş. Ole cebinden yumuşacık bir bez çıkarmış.
"Yıldızları parlatma zamanı," demiş Ole. Bir yıldızı usulca indirmiş. Bezle silmiş, parlatmış. Sonra yerine geri asmış. Yalmar da bir yıldız silmiş. Yıldız elinde ılık ve hafifmiş. Yerine asınca pırıl pırıl parlamış. Yalmar'ın yıldızı en parlak yıldız olmuş. Bütün gökyüzü yıkanmış gibi olmuş.
Bir akşam Ole yine gelmiş. Tıpış tıpış, hiç ses çıkarmadan. Yalmar yatağında doğrulmuş. "Bu gece nereye gideceğiz?" diye sormuş.
Ole gülümsemiş. "Bu gece hiçbir yere gitmeyeceğiz," demiş. "Bu gece sen uyuyacaksın, ben de seni izleyeceğim."
Yalmar başını yastığına koymuş. Yorganı yumuşacık, yatağı sıcacıkmış. Pencereden ay bakıyormuş. Odada saatin tik takları duyuluyormuş. Yalmar derin bir nefes almış.
Ole resimli şemsiyesini yatağın üstünde açmış. Şemsiyenin içi rengârenk ve yumuşak bir ışıkla doluymuş. Şemsiyenin içi yavaş yavaş dönmeye başlamış.
Yalmar resimlere bakmış. Çiçekli ağaç geçmiş. Söğütlü nehir ve küçük kayık geçmiş. Leylekler, fareler, parlak yıldızlar geçmiş. Hepsi usul usul dönüyormuş. Yalmar'ın gözleri resimlerle birlikte yavaşlamış. Bir kez esnemiş. Bir kez daha esnemiş.
Ole yatağın kenarında sessizce oturuyormuş. Yalmar'ın nefesi yavaşlamış. İçeri, dışarı. İçeri, dışarı. Elleri yorganın üstünde gevşemiş. Ole çok alçak sesle bir ninni mırıldanmış.
"İyi uykular, Yalmar," diye fısıldamış Ole. Sonra ayağa kalkmış. Çorapları halıya hiç ses çıkarmadan basmış. Kapıyı usulca aralamış. Başka çocuklar da onu bekliyormuş. Ole parmak uçlarında gitmiş. Tıpış tıpış, hiç ses çıkarmadan.
Ole resimli şemsiyeyi yatağın üstünde açık bırakmış. Şemsiye kendi kendine, usul usul dönüyormuş. Resimleri ay ışığında belli belirsiz parlıyormuş.
Yalmar mışıl mışıl uyuyormuş. Yorganı çenesine kadar çekiliymiş. Yüzünde küçük bir gülümseme varmış. Rüyasında belki çiçekli ağacı, belki leylekleri görüyormuş. Dışarıda şehir de uyumuş. Bütün pencereler kararmış. Ole ise bir başka evde, bir başka çocuğun yatağına doğru yürüyormuş. Tıpış tıpış, hiç ses çıkarmadan.
İyi geceler.
Kaynak: Andersen. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.