Ay Işığında Sandal
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika
Göl kıyısında küçük bir taş ev varmış. Akşam olunca penceresi sarı sarı parlarmış. Evin önünden göle doğru dar bir patika inermiş.
Bir akşam çocuk ile dedesi el ele dışarı çıkmışlar. Patikadan yavaş yavaş göle inmişler. Kuşlar yuvalarına dönüyormuş. Gökyüzü pembe ve turuncuymuş. Hava ılıkmış.
İskelede küçük, mavi bir sandal bekliyormuş. Su, sandalın altında usul usul sallanıyormuş. Dede gülümsemiş. "Bu akşam göl çok sakin," demiş.
Dede önce sandala binmiş. Sonra çocuğa elini uzatmış. Çocuk dedesinin elini tutup sandala adım atmış. Sandal hafifçe sallanmış, sonra durmuş.
Sandalın içinde yumuşacık, mor bir battaniye varmış. Küçük bir yastık da varmış. Çocuk battaniyenin üstüne oturmuş. Dede ipi çözmüş, kürekleri eline almış.
Kürek suya değmiş, şıp. Sandal yavaşça kaymış. Kürek suya değmiş, şıp. Sandal biraz daha kaymış. İskele yavaş yavaş geride kalmış.
Kürek suya değmiş, şıp. Sandal gölün ortasına doğru süzülmüş. Kıyıdaki ev küçülmüş, küçülmüş. Penceresi minicik bir ışık gibi kalmış.
Göl ayna gibi dümdüzmüş. Dede kürekleri bir an suyun üstünde tutmuş. Kürekten suya damlalar düşüyormuş, tıp, tıp. "Dinle," diye fısıldamış dede.
Çocuk dinlemiş. Su, sandalın kenarına usulca vuruyormuş. Şıpır, şıpır. Uzakta küçük bir balık zıplamış. Hop. Sonra her yer yine sessizleşmiş. Çocuk da sessizce gülümsemiş.
Hava biraz daha kararmış. Rüzgârda ıslak çimen kokusu varmış. Sazlıkların üstünde minik ışıklar yanmaya başlamış. Bir ışık, iki ışık, üç ışık.
Bunlar ateş böcekleriymiş. Sandalın çevresinde yavaş yavaş uçuyorlarmış. Yanıp sönüyor, yanıp sönüyorlarmış. Suyun üstünde de ışıkları parlıyormuş.
Çocuk elini yavaşça açmış. Bir ateş böceği parmağının ucuna konmuş. Işığı minicik ve sarıymış. Parmağı hafifçe gıdıklanmış. Çocuk gülümsemiş. Ateş böceği sonra usulca havalanmış, öbürlerine katılmış.
Kürek suya değmiş, şıp. Sandal sazlıkların yanından geçmiş. Sazların arasında uzun bacaklı, gri bir balıkçıl duruyormuş. Tek ayağının üstünde duruyormuş. Başını kanadının altına sokmuş, uyuyormuş. Tüyleri akşam ışığında gümüş gibi parlıyormuş.
Dede parmağını dudağına götürmüş. "Uyuyor," diye fısıldamış. Kürekleri hiç ses çıkarmadan suya daldırmış.
Çocuk da fısıldamış: "İyi geceler, balıkçıl." Balıkçıl hiç kıpırdamamış. Sandal sessizce, çok sessizce yanından geçip gitmiş. Sandalın arkasında küçük halkalar açılmış.
Güneş tepelerin arkasına inmiş. Gökyüzü mora dönmüş. Biraz ileride suyun üstünde nilüferler varmış. Beyaz ve pembe çiçekler, yuvarlak yaprakların üstünde yüzüyormuş.
Çiçekler yavaş yavaş kapanıyormuş. Önce biri, sonra bir başkası. Çiçekler de uyumaya hazırlanıyormuş. Kocaman yeşil yapraklar suyun üstünde tabak gibi duruyormuş.
Dede sandalı çiçeklere yaklaştırmış. Tatlı, ıslak bir koku gelmiş. "Siz de mi uyuyorsunuz?" diye sormuş çocuk. Çiçekler cevap vermemiş, yalnızca usulca kapanmışlar.
Sonra kıyıdaki sazlardan bir şarkı yükselmiş. Vırak, vırak. Vırak, vırak. Kurbağalar akşam şarkısını söylüyormuş. Kurbağalar görünmüyormuş ama sesleri her yerdeymiş.
Şarkıları yavaş ve alçakmış, bir ninni gibiymiş. Dede de şarkıya hafifçe mırıldanarak katılmış. Hava serinlemiş. Çocuk battaniyeye sarınıp derin bir nefes almış.
Tam o sırada tepelerin arkasından ay doğmuş. Önce ucu görünmüş, sonra yarısı, sonra hepsi. Kocaman, yuvarlak ve sarıymış. Gölün üstü yavaş yavaş aydınlanmış.
Ay suyun üstüne gümüş bir yol çizmiş. Yol, sandalın önünden ta uzaklara kadar uzanıyormuş. Yolun üstünde küçük ışıklar titreşiyormuş. Su, ay ışığında pırıl pırılmış.
"Dede, ay bize yol yapmış," demiş çocuk. Sesi uykulu ve yumuşacıkmış.
Dede gülümsemiş. "O zaman bu yoldan gidelim," demiş. Kürek suya değmiş, şıp. Sandal gümüş yolun üstünde kaymış. Kürek suya değmiş, şıp. Sandal biraz daha kaymış. Ay da onlarla birlikte geliyormuş.
Dede kürekleri yavaşlatmış. "Gel, birlikte nefes alalım," demiş. "Kürek suya girerken nefes al. Sandal kayarken nefes ver."
Kürek suya girmiş, şıp. Çocuk nefes almış. Sandal kaymış. Çocuk nefes vermiş. Dede de onunla birlikte nefes almış, vermiş.
Bir daha, bir daha. Şıp, nefes al. Kay, nefes ver. Çocuğun göğsü yavaşça inip kalkıyormuş. Omuzları gevşemiş, elleri ısınmış. Göz kapakları ağırlaşmış. Su da onlarla birlikte nefes alıyor gibiymiş.
Çocuk battaniyenin üstüne uzanmış. Başını küçük yastığa koymuş. Battaniye ılık ve yumuşakmış. Sandal beşik gibi hafifçe sallanıyormuş. Yukarıda gökyüzü yıldızlarla doluymuş.
Çocuk yıldızları saymaya başlamış. "Bir yıldız, iki yıldız, üç yıldız," demiş. "Dört yıldız… beş yıldız…" Sesi gittikçe yavaşlamış.
Dede kürekleri hiç acele etmeden çekiyormuş. Şıp. Kay. Şıp. Kay. Yıldızlar suda da parlıyormuş. Sandal, yıldızların arasında yüzüyor gibiymiş. Uzakta bir baykuş usulca ötmüş. Çocuğun gözleri kapanıp açılıyormuş.
Altıncı yıldıza gelmeden çocuğun gözleri kapanmış. Nefesi yavaş ve derinmiş. Yüzünde küçük bir gülümseme varmış.
Dede çocuğun uyuduğunu görünce gülümsemiş. Battaniyenin ucunu çocuğun üstüne örtmüş. Sonra sandalı yavaşça kıyıya çevirmiş. Kürekleri suya çok yavaş, çok usul daldırıyormuş. Ay onların önünü aydınlatıyormuş.
Kürek suya değmiş, şıp. Sandal yavaşça kaymış. Uzakta evin penceresi sarı sarı parlıyormuş. Kurbağalar susmuş. Sazlar hafifçe hışırdamış. Göl uyumuş. Yalnızca kürekler fısıldıyormuş. Şıp. Şıp.
Dede, uyuyan çocuğu kucağında eve taşımış. Battaniyesiyle birlikte yumuşak yatağına yatırmış. Oda sessiz ve sıcacıkmış. Pencereden göl görünüyormuş. Ay hâlâ suyun üstünde parlıyormuş. Mavi sandal iskelede usul usul sallanıyormuş.
Dede yorganı çocuğun çenesine kadar çekmiş. Saçlarını okşamış. "Kürek suya değdi, şıp," diye fısıldamış. "Sen de uykuya kaydın." Sonra lambayı söndürmüş. Kapıyı aralık bırakmış. Çocuk uykusunda gülümsemiş.
İyi geceler.
Bu masalı uyku için biz yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.