Hoolaby

Uyuyan Güzel

Bir kral ile kraliçenin uzun yıllar sonra bir kızları olmuş. Sevinçten bütün ülkeyi davet etmişler.

Davetliler arasında ülkenin bilge kadınları da varmış. Her biri bebeğe bir dilek bırakmış: sağlık, merak, iyi kalp, güzel bir gülüş.

Ama davet listesinde bir isim unutulmuş.

O kadın, herkes gitmeye hazırlanırken kapıda belirmiş. Yüzü kırgınmış.

"Beni çağırmadınız," demiş.

"Unuttuk," demiş kral. "Kasten değil."

"Unutmak da bir şeydir," demiş kadın. Ve beşiğe yaklaşmış.

"On altı yaşına geldiğinde bir iğneye dokunacak ve uyuyacak."

Salon buz kesmiş.

Sonra en genç bilge kadın öne çıkmış — o daha dileğini söylememişmiş.

"Ölmeyecek," demiş. "Uyuyacak. Ve bir gün uyanacak."

Kral ülkedeki bütün iğneleri toplatmış. Yaktırmış, gömdürmüş.

Prenses büyümüş. Meraklı bir kız olmuş — çünkü ona öyle dilenmişmiş.

On altıncı doğum gününde sarayda dolaşırken hiç görmediği bir merdiven bulmuş. Çıkmış. En üstte küçük bir oda, odada yaşlı bir kadın, kadının elinde bir iğ varmış.

"Bu ne?" demiş prenses.

"İplik eğiriyorum."

"Ben hiç görmedim."

"Görmemişsindir," demiş kadın.

Prenses uzanmış, iğe dokunmuş.

Ve uyumuş.

Onunla birlikte bütün saray uyumuş. Aşçı ocağın başında, bahçıvan makasıyla, kral tahtında.

Yıllar geçmiş. Saray ormanla kaplanmış, duvarlardan sarmaşıklar sarkmış. Köylüler ona artık "uyuyan saray" dermiş.

Yüz yıl sonra genç bir kadın ormanda dolaşırken duvarları görmüş. Sarmaşıkları aralamış, içeri girmiş.

Salonlarda dolaşmış. Herkes yerinde uyuyormuş. Tozlanmışlar ama solmamışlar.

En üst odada prensesi bulmuş.

Yanına oturmuş. Ne yapacağını bilememiş. Sonra elini tutmuş ve konuşmaya başlamış — dışarıda ne olduğunu anlatmış. Yeni yapılan yolları, öğrendikleri şeyleri, doğan çocukları.

Prenses gözlerini açmış.

Saray uyanmış. Ocaktaki tencere kaynamaya devam etmiş. Bahçıvanın makası kapanmış.

Ama prenses pencereye gitmiş ve dışarı bakmış.

Bildiği hiçbir şey yokmuş. Ormanın yeri değişmiş, köy büyümüş, ufukta hiç görmediği yapılar varmış.

"Yüz yıl," demiş.

"Yüz yıl," demiş genç kadın.

Prenses uzun süre susmuş. Sonra dönmüş.

"Herkes bana uyandığım için sevinmemi bekliyor," demiş. "Ama ben bütün tanıdıklarımı kaybettim."

Genç kadın başını sallamış. "Biliyorum."

"Sen nasıl bildin?"

"Ben de bir şey kaybettim. Kaybeden kaybedeni tanır."

Prenses o gün ağlamış. Ertesi gün de.

Üçüncü gün kalkmış, bahçeye inmiş ve yüz yıllık sarmaşıkları budamaya başlamış.

"Ne yapıyorsun?" demiş genç kadın.

"Uyanmak bir günde olmuyormuş," demiş prenses. "Ben bugün başlıyorum."

İyi geceler.

Başka masallar

Çocuğunuza özel bir masal

Kendi kahramanı, kendi macerası olan masallar yakında Hoolaby'de. Hazır olduğunda haber verelim mi?

Tüm masallara bak