HoolabySleep Coach

Zencefilli Kurabiye Adam

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 4 dakika

Bir zamanlar küçük bir evde bir nine ile bir dede yaşarmış. Bir sabah nine kurabiye hamuru yoğurmuş. Hamura zencefil ile tarçın katmış. Sonra hamurdan bir kurabiye adam yapmış. Gözlerine iki kuru üzüm koymuş. Göğsüne üç pembe şeker düğme dizmiş.

Nine tepsiyi fırına sürmüş. Mutfağı tatlı bir koku sarmış. Biraz sonra nine fırının kapağını açmış. Kurabiye adam hop diye tepsiden zıplamış! Masadan inmiş, kapıdan dışarı fırlamış.

"Koş, koş, istediğin kadar koş!" diye bağırmış kurabiye adam. "Beni yakalayamazsın, elin kalır boş! Ben Zencefilli Kurabiye Adamım!"

Nine önlüğünü savura savura peşinden koşmuş. Dede de şapkasını tuta tuta koşmuş. İkisi de onu eve geri götürmek istiyormuş. Ama kurabiye adam çok hızlıymış.

Yolun kenarındaki çayırda benekli bir inek otluyormuş. İnek kurabiye adamı görmüş. Merakla onun peşine takılmış. Kurabiye adam dönüp ineğe el sallamış.

"Nineden kaçtım, dededen kaçtım!" demiş kurabiye adam. "Senden de kaçarım, kaçarım! Koş, koş, istediğin kadar koş! Beni yakalayamazsın, elin kalır boş!"

Öğleden sonra kurabiye adam bir tarlaya varmış. Çitin yanında kahverengi bir at duruyormuş. At kurabiye adamı görünce kişnemiş. Yelesini savurup o da peşine düşmüş.

"Nineden kaçtım, dededen kaçtım, inekten kaçtım!" demiş kurabiye adam. "Senden de kaçarım, kaçarım!" Biraz yorulmuş ama yine de şarkısını söylemiş. "Koş, koş, istediğin kadar koş! Beni yakalayamazsın, elin kalır boş!"

Nine, dede, inek ve at arkasından koşmuşlar. Ama kimse onu yakalayamamış. Kurabiye adam koşmuş da koşmuş.

Derken kurabiye adam geniş bir dereye varmış. Su şırıl şırıl akıyormuş. Kurabiye adam kıyıda durmuş. Kurabiyeler ıslanmayı hiç sevmezmiş.

Sazların arasından kızıl kuyruklu bir tilki çıkmış. "Merhaba kurabiye adam," demiş tilki tatlı tatlı. "Ben seni kovalamıyorum. Karşıya geçmek ister misin? Kuyruğuma bin, seni götüreyim."

Kurabiye adam tilkinin kuyruğuna binmiş. Tilki suya girmiş. Su biraz derinleşmiş. "Sırtıma çık, ıslanma," demiş tilki. Su biraz daha derinleşmiş. "Başıma çık," demiş tilki.

Su iyice derinleşmiş. "Burnumun ucuna çık," demiş tilki. Kurabiye adam tilkinin burnuna çıkmış. Tilki koklamış, koklamış. "Hım, ne güzel zencefil kokuyorsun," demiş tilki.

Tilkinin burnu kıpır kıpır oynamış. Bıyıkları kurabiye adamı gıdıklamış. Hop! Kurabiye adam bir nilüfer yaprağına zıplamış. Hop! Oradan da kıyıya atlamış. Tilki suyun ortasında kahkahayla gülmüş. Sonra kuyruğunu sallaya sallaya yüzüp gitmiş.

Kurabiye adam kıyıda tek başına kalmış. Güneş batıyormuş. Ayakları çok yorulmuş. Uzakta küçük bir ışık yanıyormuş. Ninenin mutfak penceresiymiş.

Kurabiye adam artık koşmamış. Yavaş yavaş, adım adım eve yürümüş. Ay doğarken kapıya varmış. Nine ile dede kapıda bekliyormuş. Hiç kızmamışlar. Onu gülümseyerek içeri almışlar.

Nine eski bir kurabiye kutusu getirmiş. İçine yumuşak bir peçete sermiş. Kurabiye adamı kutuya yatırmış. Kutu fırının yanında sıcacıkmış. Dede kutunun kapağını usulca aralık bırakmış.

"Koş, koş, artık koşmak yok," diye mırıldanmış kurabiye adam. "Evdeyim ben. Ben Zencefilli Kurabiye Adamım." Kuru üzüm gözleri yavaşça kapanmış. İyi geceler.

Kaynak: Amerikan halk masalı. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.