Altın Balta
Metni sen okuyabilirsin · 3 dakika
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, bir köyde fakir bir oduncu yaşarmış. Karısı ve iki çocuğuyla küçücük bir kulübede otururmuş. Oduncu fakirmiş ama yüzünden gülümseme hiç eksik olmazmış.
Bir sabah oduncunun eski baltası kırılmış. Ormana gidebilmek için zengin komşusunun kapısını çalmış. "Komşu, baltanı bana bir günlüğüne ödünç verir misin?" diye sormuş oduncu.
Komşu söylene söylene baltasını getirmiş. "Al bakalım," demiş komşu. "Ama akşam olmadan geri getir!"
Oduncu, değirmenin yanından akan derenin kıyısına gitmiş. Orada kurumuş bir ağacı kesmeye başlamış. Tak tak, tak tak. Kuşlar dallardan ona bakıyormuş.
Derken baltanın demir başı sapından fırlamış. Havada bir dönmüş, sonra şıpır diye suya düşmüş. Dere köpük köpük akıp değirmenin çarkını döndürüyormuş. Balta derin, serin suyun dibinde kaybolmuş.
Oduncu elinde boş sapla kalakalmış. "Eyvah," demiş oduncu. "Bu balta benim değil ki. Komşuma ne derim şimdi?"
O sırada değirmenin kapısından ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar çıkmış. Bu, köyün yaşlı değirmencisiymiş. Oduncu ona olanları bir bir anlatmış.
İhtiyar değirmenci çarkı durdurmuş. Elini serin suya daldırmış. Sudan pırıl pırıl, altın başlı bir balta çıkarmış. "Baltan bu mu?" diye sormuş değirmenci.
Oduncu altın baltaya bakmış, başını iki yana sallamış. "Hayır, benimki değil," demiş oduncu. Değirmenci elini yine suya daldırmış, bu sefer gümüş başlı bir balta çıkarmış. "Hayır, o da değil," demiş oduncu.
Değirmenci üçüncü kez elini suya daldırmış. Bu sefer kara, demir bir balta çıkarmış. "Hah, işte bu!" demiş oduncu sevinçle. "Suya düşen balta bu!"
İhtiyar gülümsemiş. "Sen dürüst bir adamsın," demiş değirmenci. "Demir baltayı komşuna götür. Bu altın balta da sana benden hediye olsun."
Oduncu demir baltayı hemen komşusuna geri götürmüş. Meğer altın balta sihirliymiş. Oduncu onunla çalıştıkça işleri yoluna girmiş. Evinde ekmek hiç eksik olmamış. Kışın da yoksul komşularının ocağına odun taşımış.
Bunu duyan zengin komşu hemen kendi baltasını kapmış. Derenin kıyısına koşmuş. Baltasını bile bile suya atmış. Sonra değirmencinin kapısını çalmış.
İhtiyar değirmenci sudan altın başlı baltayı çıkarmış. Daha bir şey sormadan komşu atılmış. "Benim, benim! İşte bu benim baltam!" demiş komşu.
Değirmenci başını yavaşça sallamış. Altın baltayı suya geri bırakmış. Komşunun kendi demir baltasını çıkarıp eline vermiş. Komşu kıpkırmızı olmuş, başını önüne eğip evinin yolunu tutmuş.
Akşam olmuş. Oduncunun kulübesinde ocak çıtır çıtır yanıyormuş. Derken kapı usulca çalınmış. Kapıda komşu duruyormuş, elinde demir baltasıyla.
"Bugün doğruyu söylemedim," demiş komşu. "Çok utandım." Oduncu gülümseyip onu ocağın başına oturtmuş. Karısı ikisine de sıcak çorba koymuş.
Çocuklar minderlerin üstünde uyuyakalmış. Altın balta kapının yanında, ocağın ışığında pırıl pırıl parlıyormuş. Dışarıda ay, köyün damlarını gümüşe boyamış. Gökten üç elma düşmüş: biri anlatanın, biri dinleyenin, biri de dürüst kişilerin başına. İyi geceler.
Kaynak: Türk halk masalları geleneği · Ezop. Kendi sözlerimizle, uyku için yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.