HoolabySleep Coach

Keloğlan ile Dev

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 5 dakika

Bir varmış, bir yokmuş. Dağın eteğindeki küçük bir köyde Keloğlan ile annesi yaşarmış. Kış yaklaşıyormuş. Rüzgâr serinlemiş, kavaklar sararmış. Ama köyün odunlukları bomboşmuş.

Odun dağdaki ormandaymış. Ama ormanda koca bir dev yaşarmış. Dev çok huysuzmuş. Ormana kim girse gürleyip onu kovarmış. Annesi Keloğlan'ın torbasına ekmekle bir parça beyaz peynir koymuş. "Oğlum, dikkatli ol," demiş annesi. "O dev çok büyükmüş."

"Merak etme anneciğim," demiş Keloğlan. "Dev güçlüyse, benim de aklım var." Sonra ipini omzuna atmış, ıslık çalarak dağın yolunu tutmuş.

Keloğlan ormanda kuru dalları toplamaya başlamış. Derken yer gümbür gümbür sallanmış. Ağaçların arasından kocaman bir dev çıkmış. Sakalına yapraklar takılmış, yeleği yamalarla doluymuş.

"Kim o, benim ormanımda dal toplayan?" diye gürlemiş dev. "Burası benim ormanım! Ben dünyanın en güçlü deviyim!"

Keloğlan'ın dizleri biraz titremiş. Ama hemen kendini toplamış. "Ben de dünyanın en güçlü Keloğlan'ıyım!" demiş Keloğlan. "İstersen yarışalım, bakalım kim daha güçlü."

Dev yerden bir taş almış. Taşı avucunda sıkmış, sıkmış. Taş ufalanmış, toz olup yere dökülmüş. "Hadi bakalım, sen de yap!" demiş dev.

Keloğlan eğilip yerden taş alır gibi yapmış. Ama aslında torbasından beyaz peyniri çıkarmış. Peynir küçük, beyaz bir taşa benziyormuş. Keloğlan onu avucunda sıkmış. Peynirin suyu damla damla yere akmış.

"Ben taşı toz etmem," demiş Keloğlan. "Ben taştan su çıkarırım!" Dev gözlerini kocaman açmış. Kaşlarını kaldırıp başını kaşımış.

Dev bu sefer onu ormanın kenarındaki sırta götürmüş. Yerden bir taş daha almış. "Bakalım sen taşını ne kadar uzağa atacaksın!" demiş dev. Taşı fırlatmış. Taş vadinin öbür ucuna kadar uçmuş, uzakta güm diye düşmüş.

O sırada küçük bir serçe Keloğlan'ın eline konmuş. Avucundaki ekmek kırıntılarını gagalıyormuş. Keloğlan elini usulca kapatmış. Kolunu geriye alıp taş atar gibi yukarı savurmuş. Serçe pır pır uçup gökyüzünde kaybolmuş.

Dev beklemiş, beklemiş. Taş bir türlü düşmemiş. "Benim taşım hâlâ düşmedi," demiş Keloğlan. "Herhalde aya kadar gitti." Dev ağzı açık gökyüzüne bakakalmış.

Dev biraz bozulmuş. Homurdanarak yerde yatan koca bir ağacı göstermiş. Ağaç fırtınada devrilmiş, kocaman bir çınarmış. "Bunu mağarama taşıyacağız," demiş dev. "Bakalım buna gücün yetecek mi?"

"Sen gövdeyi tut," demiş Keloğlan. "Ben de dalları taşırım. Dallar daha ağırdır, bilirsin." Dev hiç düşünmeden gövdeyi omzuna almış.

Keloğlan arkaya geçip dalların arasına tırmanmış. Rahatça oturmuş, ayaklarını sallandırmış. Dev bütün ağacı tek başına taşıyormuş. Keloğlan da dalların arasında şarkı söylüyormuş: "Dallar ağır, yol uzun, Keloğlan'ın keyfi yerinde!"

Dev puf puf soluyarak mağarasının önüne varmış. Ağacı güm diye yere bırakmış. Alnındaki terleri silmiş. "Bu dallar ne ağırmış!" demiş dev.

Keloğlan dalların arasından çabucak aşağı atlamış. Bütün yolu o taşımış gibi ellerini silkelemiş. "Yoksa yoruldun mu?" demiş Keloğlan. "Ben daha ısınmadım bile!"

Dev yere çökmüş, kocaman bacaklarını uzatmış. Keloğlan'a uzun uzun bakmış. Bu küçücük çocuk hiç yorulmuyormuş!

Tam o sırada küçük serçe pır pır uçup gelmiş. Gelip Keloğlan'ın kel başına konmuş. Dev eğilip burnunu Keloğlan'ın eline yaklaştırmış. Bir koklamış, eli peynir kokuyormuş!

"Hah!" demiş dev. "Senin taşın peynirmiş! Aya giden taşın da bu serçeymiş!" Önce kaşlarını çatıp homurdanmış. Sonra göbeği hoplaya hoplaya gülmeye başlamış. Gülüşü bütün ormanda yankılanmış.

"Sen çok güçlüsün, ben de akıllıyım," demiş Keloğlan. "İkimiz birlikte neler yaparız, bir düşünsene!" Dev bir an susmuş. Aslında onun hiç arkadaşı yokmuş. Herkes ondan kaçarmış. Devin yüzüne kocaman bir gülümseme yayılmış.

Akşamüstü köylüler gözlerine inanamamış. Dev dağdan iniyormuş! Sırtında kocaman bir odun yığını varmış. Dev odunları kapı kapı dağıtmış. Bütün köye bir kışlık odun yetmiş.

Sonra Keloğlan ona saklambaç oynamayı öğretmiş. Dev bir ağacın arkasına saklanmış. Ama göbeği bir yandan, ayakları öbür yandan görünüyormuş! Çocuklar da dev de kıkır kıkır gülmüş.

"Hoş geldin, dev komşu," demiş Keloğlan'ın annesi. Ona koca bir kazan dolusu sıcak çorba getirmiş. Dev çorbayı yavaş yavaş, afiyetle içmiş.

Gece olmuş. Keloğlan'ın evinde soba çıtır çıtır yanıyormuş. İçerisi sıcacıkmış. Keloğlan renkli yorganına sarınmış. Pencereden dağa bakmış.

Ormanın kenarında dev yumuşak yosunların üstüne uzanmış. Yıldızlara bakıp gülümsüyormuş. Artık onun da bir arkadaşı varmış. Biraz sonra usul usul horlamaya başlamış.

Keloğlan esnemiş. "İyi geceler, dev arkadaşım," diye fısıldamış. Gözleri yavaşça kapanmış. Ay, hem dağın hem köyün üstünde parlıyormuş. İyi geceler.

Kaynak: Türk halk masalları geleneği. Kendi sözlerimizle, uyku için yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.