HoolabySleep Coach

Baykuşun Gece Gezintisi

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika

Ormanın kenarında yaşlı bir meşe ağacı varmış. Ağacın gövdesinde yuvarlak, sıcacık bir kovuk varmış. Kovuğun içi yosunla kaplıymış, yumuşacıkmış. Kovukta küçük bir baykuş ile ninesi yaşarmış.

Güneş batarken küçük baykuş gözlerini açmış. Baykuşlar akşam uyanırmış. Kovuğun ağzından ormana bakmış. Ağaçların arkasında gökyüzü pembeymiş. Kuşlar son şarkılarını söylüyormuş.

Ninesi tüylerini kabartmış. "Hadi," demiş, "ormana iyi geceler diyelim. Herkes uykuya hazırlanıyor." Küçük baykuş sevinçle göz kırpmış.

Küçük baykuş kovuktan çıkıp dalın üstüne oturmuş. Gerinmiş. Tüyleri akşam rüzgârında hafifçe kıpırdamış. Kanatlarını açmış, sonra kapatmış. Bir daha açmış.

Ninesi de yanına konmuş. "Yavaş uçacağız," demiş. "Ses çıkarmadan, yumuşacık." Baykuşların kanatları hiç ses çıkarmazmış.

Sonra ikisi birlikte daldan süzülmüşler. Kanatlar açılmış, fış fış. Rüzgâr onları usulca taşımış. Aşağıda orman yeşil ve sessizmiş. Ağaçların arasına doğru yavaş yavaş inmişler.

İlk önce bir çam ağacına konmuşlar. Çam iğneleri tatlı tatlı kokuyormuş. Dalların arasında yuvarlak bir yuva varmış. Yuvada küçük bir sincap uyuyormuş.

Sincap kıvrılmış, top gibi olmuş. Kabarık kuyruğunu battaniye gibi üstüne örtmüş. Burnu kuyruğunun altında saklıymış. Nefes aldıkça kuyruğu hafifçe inip kalkıyormuş.

Küçük baykuş eğilmiş. "İyi geceler, sincap," diye fısıldamış. Sincap uykusunda kulağını oynatmış. Sonra yine derin derin uyumuş. Ninesi gülümsemiş.

Sonra büyük bir ağacın köklerine inmişler. Köklerin arasında toprak bir yuva varmış. Yuvanın önü kuru yapraklarla doluymuş. Yuvada bir tilki ailesi uyuyormuş.

Anne tilki kıvrılmış, kuyruğunu yavrularına sarmış. Üç küçük yavru birbirine sokulmuş. Kırmızı tüyleri yumuşacık bir yumak gibiymiş.

"İyi geceler, tilkiler," diye fısıldamış küçük baykuş. Yavrulardan biri uykusunda minik bir iç çekmiş. Sonra kardeşlerine daha çok sokulmuş. Kanatlar açılmış, fış fış.

Ormanın ortasında küçük, yuvarlak bir açıklık varmış. Gökyüzünde ilk yıldızlar yanmış. Ay ağaçların arkasından yükseliyormuş. Açıklığın otları yumuşacık ve serinmiş.

Otların üstünde bir anne geyik yatıyormuş. Yanında da benekli, küçük bir yavru varmış. Yavru başını annesinin sırtına koymuş. İkisi de gözlerini kapamış.

Küçük baykuş ile ninesi bir dalda durmuşlar. Uzun uzun bakmışlar. "İyi geceler, geyikler," diye fısıldamış küçük baykuş. Ses, otların üstünden usulca geçmiş.

Biraz ileride ormanın göleti varmış. Su hiç kıpırdamıyormuş. Kurbağalar bile susmuş. Ay, suyun içinde yuvarlak bir tabak gibi parlıyormuş. Küçük baykuş kıyıdaki düz bir taşa konmuş. Suyun altında gümüş balıklar duruyormuş. Yüzgeçlerini yavaş yavaş sallıyorlarmış.

"Balıklar da uyuyor," demiş ninesi. "Gözleri açık uyurlar."

Küçük baykuş şaşırmış, sonra gülümsemiş. Suya doğru eğilmiş. "İyi geceler, balıklar," diye fısıldamış. Suyun üstünde minik bir halka açılmış.

Sonra yaşlı, kalın bir ıhlamur ağacına uçmuşlar. Ihlamur yaprakları ay ışığında gümüş gibiymiş. Ağacın gövdesinde küçük bir delik varmış. Delikten tatlı bir bal kokusu geliyormuş.

Burası arıların eviymiş. Gündüz arılar vızır vızır çalışırmış. Şimdi ise hepsi peteklerin üstünde, birbirine sokulmuş, sessizce duruyormuş.

Küçük baykuş kulağını deliğe yaklaştırmış. Hiç vızıltı yokmuş. Yalnızca çok hafif bir uğultu duyuluyormuş. "İyi geceler, arılar," diye fısıldamış küçük baykuş.

Yerde, kuru yaprakların arasında küçük bir tepecik varmış. Yapraklar ay ışığında parlıyormuş. Tepecik nefes alıp veriyormuş. İnip kalkıyor, inip kalkıyormuş.

Küçük baykuş merakla yaklaşmış. Yaprakların altından minik, siyah bir burun görünmüş. Bir kirpiymiş bu! Kirpi top gibi kıvrılmış, rahat rahat uyuyormuş.

Kirpi uykusunda burnunu oynatmış. Fıs. Küçük baykuş gülümsemiş. "İyi geceler, kirpi," diye fısıldamış. Kirpi yaprak battaniyesinin altında daha da derin uyumuş.

Küçük baykuş ile ninesi derenin kenarındaki bir dala konmuşlar. Dere şırıl şırıl akıyormuş. Suyun üstünde ay ışığı titreşiyormuş. Rüzgâr yapraklarda hışır hışır dolaşıyormuş.

"Biraz dinlenelim," demiş ninesi. "Gözlerini kapat, ormanı dinle." Ninesinin sesi rüzgâr kadar yumuşakmış.

Küçük baykuş gözlerini kapatmış. Şırıl şırıl. Hışır hışır. Uzakta bir cırcır böceği usulca ötüyormuş. Küçük baykuş derin bir nefes almış. Sonra kocaman esnemiş. "Uykum mu geliyor?" diye sormuş.

Ninesi gülümsemiş. "Hadi, eve dönelim," demiş. "Herkese iyi geceler dedik."

Kanatlar açılmış, fış fış. Ağaçların üstüne çıkmışlar. Aşağıda bütün orman uyuyormuş. Sincap yuvasında, tilkiler köklerin arasında, geyikler otların üstünde uyuyormuş. Balıklar gölette, arılar ağaçta, kirpi yaprakların altında uyuyormuş.

Ay kocaman ve yuvarlakmış. Yıldızlar göz kırpıyormuş. Serin rüzgâr onları usulca taşımış. Küçük baykuşun kanatları ağırlaşmış. Ninesinin yanında yavaş, çok yavaş uçmuş. Fış fış. Fış fış.

Sonunda yaşlı meşe ağacına varmışlar. Kovuk onları bekliyormuş. İçi yosun kokuyormuş, sıcacıkmış. Ay, kovuğun ağzından içeri bakıyormuş.

Küçük baykuş yosunların üstüne oturmuş. Bir kez esnemiş. Bir kez daha esnemiş. "Ama baykuşlar gece uyumaz ki," demiş. Sesi çok uykuluymuş.

Ninesi usulca gülmüş. "Küçük baykuşlar çok uyur," demiş. "Ben uyanık kalırım, sen uyu." Sonra yumuşak kanadını küçük baykuşun üstüne bir çatı gibi açmış.

Küçük baykuş ninesinin yanına sokulmuş. Kanadın altı sıcacık ve yumuşacıkmış. Ninesinin kalbi usul usul atıyormuş. Güm, güm. Dışarıda dere şırıl şırıl akıyormuş. Yapraklar hışır hışır sallanıyormuş. Küçük baykuşun gözleri yavaş yavaş kapanmış.

Ninesi uyumamış. Kovuğun ağzında oturup ormanı usulca izlemiş. Orman sessiz ve sakinmiş. Ay da yukarıdan ikisine bakıyormuş. "Uyu, küçük baykuşum," diye fısıldamış ninesi. "Ben buradayım."

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.