HoolabySleep Coach

Bahçe Uyurken

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika

Beyaz badanalı bir evin arkasında küçük bir bahçe varmış. Bahçede çiçekler, bir incir ağacı ve küçük bir havuz varmış. Güneş batıyormuş. Her yer turuncu bir ışıkla doluymuş. Hava ılık ve yumuşakmış.

Evin mavi kapısı açılmış. Önce ninesi çıkmış. Elinde yeşil bir sulama kabı varmış. Arkasından çocuk çıkmış. Çocuk pijamalarını ve sarı terliklerini giymiş.

Ninesi gülümsemiş. "Gel, bahçeyi uykuya hazırlayalım," demiş. Çocuk ninesinin elini tutmuş. Ninesinin eli sıcak ve yumuşakmış. Taş yolda yavaş yavaş yürümüşler.

Bahçenin dibinde bir lavanta çalısı varmış. Lavanta mor ve mis kokuluymuş. Akşam rüzgârında dalları sallanıyormuş. Çalının yanında küçük, tahta bir arı kovanı duruyormuş.

Son arılar çiçeklerden kalkıyormuş. Vız, vız, kovana uçuyorlarmış. Bacaklarında sarı çiçek tozu varmış. Birer birer kovanın küçük kapısından içeri giriyorlarmış.

Çocuk uzaktan bakmış. Son arı da içeri girmiş. Kovanın içinden alçak bir uğultu geliyormuş. Sonra o uğultu da yavaşlamış. Arılar da uykuya dalmış. Bahçe yavaş yavaş uyuyormuş.

Sonra çiçek tarhına gelmişler. Turuncu kadife çiçekleri ve pembe güller susamış. Bütün gün güneşte kalmışlar. Toprak kupkuruymuş.

Ninesi sulama kabını çocukla birlikte tutmuş. Su çiçeklerin dibine dökülmüş. Şırıl, şırıl. Toprak suyu içmiş, kararmış.

Islak toprak mis gibi kokmuş. Yapraklarda minik damlalar parlıyormuş. Çiçekler başlarını kaldırmış gibiymiş. "Çiçekler de su içti," demiş çocuk. Yüzü gülüyormuş.

Çitin üstünde mavi çiçekler varmış. Bunlar sabah sefalarıymış. Sabah açılırlar, akşam kapanırlarmış.

Şimdi de kapanıyorlarmış. Her çiçek yavaş yavaş dürülüyormuş. Tıpkı küçük, mavi şemsiyeler gibi. Ortalarındaki beyaz yıldız kayboluyormuş.

Çocuk bir çiçeğe parmağıyla dokunmuş. Çiçek yumuşacık ve serinmiş. "Uykun mu geldi?" diye fısıldamış çocuk. Bahçe yavaş yavaş uyuyormuş.

Taş yolun kenarında ıslak bir yaprak varmış. Yaprağın üstünde bir salyangoz duruyormuş. Kabuğu kahverengi ve kıvrım kıvrımmış.

Salyangoz çok yavaş yürüyormuş. Hiç acele etmiyormuş. Arkasında ince, parlak bir iz bırakıyormuş. Sonra durmuş. Boynuzlarını yavaşça içeri çekmiş.

Önce başını, sonra bütün gövdesini kabuğuna sokmuş. Kabuk onun küçük eviymiş. "İyi uykular, salyangoz," demiş ninesi. Çocuk da usulca gülümsemiş.

Güneş batmış. Gökyüzü önce pembe, sonra mor olmuş. İncir ağacının dallarında serçeler kıpırdanıyormuş. Cik, cik. Sonra onlar da susmuş.

Ninesi ile çocuk incir ağacının altındaki banka oturmuşlar. Bank hâlâ güneşten ılıkmış. Çocuk ayaklarını sallamış, sarı terlikleri de sallanmış. İncir yapraklarından tatlı bir koku geliyormuş.

Gökyüzünde ilk yıldız yanmış. Sonra bir yıldız daha. Çocuk başını ninesinin koluna yaslamış. Bahçe yavaş yavaş uyuyormuş.

Tam o sırada gül çalısının altından bir ses gelmiş. Hışır, hışır. Kuru yapraklar kıpırdamış. Çocuk merakla eğilmiş.

Yaprakların arasından küçük, sivri bir burun çıkmış. Sonra dikenli, yuvarlak bir sırt görünmüş. Bir kirpiymiş bu! Kirpi uykusundan yeni uyanıyormuş.

Ninesi usulca gülmüş. "Kirpiler geceleri uyanır," demiş. "Şimdi onun sabahı." Kirpi burnunu oynatmış. Sonra tıpış tıpış yürüyüp çalıların arasında kaybolmuş.

Sonra havuzun kenarına gelmişler. Havuzun taşı serinmiş. Su kapkaranlık ve sakinmiş. Suyun içinde bir yıldız parlıyormuş. Yuvarlak yapraklar suyun üstünde yüzüyormuş.

Bir yaprağın üstünde küçük, yeşil bir kurbağa oturuyormuş. Boğazı şişip iniyormuş. Kurbağa bir kez ötmüş. Vırak.

Sonra bir kez daha ötmüş, daha yavaş. Vırak. Sonra gözlerini kırpmış ve susmuş. Suyun üstünde minik bir halka açılmış, sonra kaybolmuş. Havuz da susmuş. Bahçe yavaş yavaş uyuyormuş.

Evin duvarının dibinde pembe ve sarı çiçekler varmış. Bunlar gece sefalarıymış. Gündüz kapalı dururlarmış. Akşam olunca açılırlarmış.

Şimdi bir çiçek açılmış. Sonra bir tane daha. Usul usul, yavaş yavaş. Havaya tatlı bir koku yayılmış. Koku pencereden içeri bile giriyormuş.

Çocuk çiçekleri derin derin koklamış. "Bunlar uyumuyor mu?" diye sormuş çocuk.

Ninesi çiçeklere bakmış. "Gece sefaları sabaha kadar açık kalır," demiş ninesi. "Bahçe uyurken ona onlar arkadaşlık eder."

Ninesi sulama kabını kapının yanına bırakmış. Kapının önüne sıcak, sarı bir ışık düşüyormuş. Çocuk kapıda durup bahçeye son bir kez bakmış. Bahçe karanlık ve sessizmiş. Yalnızca gece sefaları açıkmış.

Çocuk elini sallamış. "İyi geceler, bahçe," diye fısıldamış.

Çocuğun yatağı açık pencerenin yanındaymış. Ninesi yorganı açmış. Çocuk serin çarşafların arasına girmiş. Yastık lavanta kokuyormuş.

Pencereden bahçenin kokuları geliyormuş. Islak toprak kokusu. Fesleğen kokusu. Bir de gece sefalarının tatlı kokusu. Beyaz perde hafifçe kıpırdıyormuş.

Ninesi yatağın kenarına oturmuş. Çocuğun saçlarını okşamış. Çocuk derin bir nefes almış. Lavantanın, toprağın, gece sefalarının kokusunu içine çekmiş. Bahçe yavaş yavaş uyuyormuş.

Dışarıda cırcır böcekleri usul usul ötüyormuş. Cır, cır. İncir yaprakları hışırdıyormuş. "Nine, bahçe uyudu mu?" diye sormuş çocuk. Sesi çok uykuluymuş.

Ninesi gülümsemiş. "Uyudu," demiş. "Yalnız gece sefaları uyanık. Bir de ay." Çocuğun gözleri yavaş yavaş kapanmış. Pencereden tatlı bir koku gelmiş. Bahçe uyumuş. Çocuk da uyumuş. Nefesi yavaş ve derinmiş.

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.