HoolabySleep Coach

Kaplumbağanın Akşam Yolu

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika

Geniş, yeşil bir çayır varmış. Çayırda gelincikler, papatyalar ve yoncalar varmış. Akşam güneşi her yeri altın rengine boyuyormuş.

Çayırın bir ucunda küçük bir kaplumbağa varmış. Kabuğu kahverengi ve desen desenmiş. Bütün gün güneşte yonca yemiş. Yonca tatlı ve serinmiş. Karnı tok, içi rahatmış.

Evi çayırın öbür ucundaymış, yaşlı bir incir ağacının dibinde. Küçük kaplumbağa başını kaldırıp güneşe bakmış. "Eve dönme vakti," demiş küçük kaplumbağa.

Küçük kaplumbağa bir ayağını kaldırıp ileri koymuş. Sonra öbür ayağını. Bir adım. Bir adım daha.

Hiç acele etmiyormuş. Ayaklarının altında toprak hâlâ ılıkmış. Uzun otlar kabuğunu gıdıklıyormuş. Havada tatlı bir yonca kokusu varmış.

Küçük kaplumbağa yavaş yürümeyi çok severmiş. Yavaş yürüyünce her şeyi görürmüş. Her şeyi koklarmış. Her şeyi dinlermiş. Bir adım. Bir adım daha.

Başının üstünden arılar geçiyormuş. Vız, vız. Bacakları sarı çiçek tozuyla doluymuş. Hepsi kovanlarına dönüyormuş. Kanatları yorgun, vızıltıları yavaşmış.

Kocaman, tüylü bir arı ise kovana gitmemiş. Mor bir çan çiçeğine konmuş. Çiçeğin içine yavaşça girmiş. Bir tek tombul, çizgili arkası görünüyormuş.

Küçük kaplumbağa durup bakmış. Çan çiçeğinden alçak bir vızıltı geliyormuş. Sonra vızıltı yavaşlamış ve susmuş. Arı çiçeğin içinde uyumuş. Bir adım. Bir adım daha.

Uzun bir otun ucunda kırmızı bir uğur böceği oturuyormuş. Sırtında yedi küçük, kara benek varmış. Önce ince kanatlarını katlamış. Sonra kırmızı sırtını yavaşça üstüne kapatmış.

"Nereye gidiyorsun böyle yavaş yavaş?" diye sormuş uğur böceği.

"Evime gidiyorum," demiş küçük kaplumbağa. "İncir ağacının altına. Hiç acelem yok." Uğur böceği otun ucunda kıpırdamadan kalmış. Küçük kaplumbağa yoluna devam etmiş. Bir adım. Bir adım daha.

Güneş tepenin ucuna değmiş. Çayır turuncuya boyanmış. Gelincikler kıpkırmızı parlıyormuş. Küçük kaplumbağanın gölgesi otların üstüne uzanmış.

Gölgesi kendisinden çok daha uzunmuş. Küçük kaplumbağa gölgesine bakıp gülümsemiş. "Akşamları ne kadar uzun oluyorum," demiş küçük kaplumbağa.

Gölge de onunla birlikte yürümüş. Ağır ağır, hiç acele etmeden. Gelincikler de yavaşça başlarını eğmiş. Bir adım. Bir adım daha.

Gökyüzünde bir tarla kuşu ötüyormuş. Kuş çok yukarıdaymış. Sesi ince ve neşeliymiş. Bütün gün böyle şarkı söylemiş.

Sonra kuş yavaş yavaş alçalmış. Kanatlarını toplamış. Otların arasındaki yuvasına süzülmüş. Yuvası küçük ve yumuşacıkmış.

Kuş tüylerini kabartıp yuvasına oturmuş. Çayırdaki şarkı da bitmiş. Küçük kaplumbağa yine yürümüş. Bir adım. Biraz durmuş. Bir adım daha.

Güneş batmış. Gökyüzü önce pembe, sonra mor olmuş. Hava serinlemiş. Otlar yavaş yavaş ıslanmaya başlamış.

Otların üstüne çiy düşüyormuş. Minicik, serin damlalar. Bir damla küçük kaplumbağanın kabuğuna düşmüş. Tıp. Sonra bir damla daha. Tıp.

Kabuğu serin ve ıslakmış. Islak ot mis gibi kokuyormuş. Ayaklarının altındaki toprak artık serinmiş. Küçük kaplumbağa derin bir nefes almış. Bir adım. Biraz durmuş. Bir adım daha.

Bir çalının dibinde küçük bir tarla faresi varmış. Ağzında bir buğday tanesi taşıyormuş. Kuyruğu ince, kulakları yuvarlakmış.

Fare yuvasının kapısına gelmiş. Bıyıklarını oynatmış. Sonra tanesiyle birlikte deliğe girip kaybolmuş. Fare çok telaşlıymış. Küçük kaplumbağa ise hiç telaşlı değilmiş.

Çayır çok sessizleşmiş. Arılar susmuş, kuş susmuş. Rüzgâr bile yavaşlamış. Küçük kaplumbağa da yavaşlamış. Bir adım. Biraz durmuş. Bir adım daha.

Tepenin üstünde ay görünmüş. İnce, gümüş bir dilim gibiymiş. Ay ışığı çayırı gümüşe boyamış.

Çiy damlaları minik boncuklar gibi parlamış. Küçük kaplumbağanın kabuğundaki damlalar da parlamış. Kabuğu sanki boncuklarla süslenmiş.

Küçük kaplumbağa başını kaldırıp aya bakmış. "İyi akşamlar, ay," diye fısıldamış küçük kaplumbağa. Sonra yine yürümüş, daha da yavaş. Bir adım. Biraz durmuş. Bir adım daha.

Az ileride kocaman, karanlık bir gölge varmış. Bu, yaşlı incir ağacıymış. Dalları geniş, yaprakları kocamanmış.

İncir yaprakları tatlı tatlı kokuyormuş. Küçük kaplumbağa bu kokuyu çok iyi tanıyormuş. Bu, evinin kokusuymuş. Her akşam bu kokuyla uyurmuş.

Bir adım. Biraz durmuş. Bir adım daha. Sonra çok yavaş, bir adım daha.

İncir ağacının kökleri toprağın üstünde kıvrıla kıvrıla uzanıyormuş. Köklerin arasında küçük bir oyuk varmış. Oyuğun içi kuru yapraklarla doluymuş.

Küçük kaplumbağa oyuğa girmiş. Kuru yapraklar hışırdamış. Hışır, hışır. Toprak serin, yapraklar yumuşakmış. Küçük kaplumbağa yavaşça yerleşmiş. Yapraklar onu yumuşak bir yatak gibi sarmış.

Önce bir ön ayağını kabuğunun içine çekmiş. Sonra öbür ön ayağını. Sonra arka ayaklarını. En son da kısacık kuyruğunu.

Başı kabuğunun ağzında kalmış. Küçük kaplumbağa oradan bir süre dışarı bakmış. Ay ışığı köklerin arasından süzülüyormuş. İncir yaprakları usulca hışırdıyormuş. Uzakta çayır gümüş gümüş parlıyormuş.

Kabuğun içi sıcak ve karanlıkmış. Tıpkı küçük bir ev gibi. Gözleri yavaş yavaş kapanmış. Artık ne bir adım varmış, ne bir adım daha. Yalnızca yavaş, derin bir nefes varmış.

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.