HoolabySleep Coach

Karlı Köy Uykuya Dalıyor

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 6 dakika

Dağların arasında küçük bir köy varmış. Evlerin damları kırmızıymış, kapıları rengârenkmiş. O akşam gökyüzünden kar yağmaya başlamış. Lapa lapa, yumuşacık bir kar.

Bir taş duvarın üstünde küçük, sarman bir kedi oturuyormuş. Tüyleri turuncu, patileri bembeyazmış. Bir kar tanesi burnuna konmuş. Kedi burnunu kırıştırmış, hapşırmış. Hava soğukmuş ama tüyleri kalın ve sıcakmış. Kar yağıyormuş, usul usul. Köy uykuya hazırlanıyormuş.

Küçük kedi duvardan aşağı atlamış. Pıt! Yumuşak karın içine konmuş. Sonra köyün dar yolunda yürümeye başlamış. Yol sessizmiş.

Kar, patilerinin altında kıtır kıtır ses çıkarıyormuş. Kedi arkasına bakmış. Karın üstünde minicik izler varmış. Bir iz, bir iz daha. Kar taneleri bıyıklarına konmuş. Bıyıkları bembeyaz olmuş. Kedi başını sallamış, kar taneleri uçuşmuş.

Yolun köşesinde köyün fırını varmış. Fırının camı sapsarı parlıyormuş. İçeriden mis gibi ekmek kokusu geliyormuş. Küçük kedi burnunu havaya kaldırmış, derin derin koklamış.

Fırıncı son ekmekleri raflara dizmiş. Sonra fırının kapağını kapatmış. Lambayı söndürmüş, kapıyı kilitlemiş. Fırının camı yavaş yavaş kararmış. Ama taş duvarı hâlâ ılıkmış. Küçük kedi sırtını ılık duvara yaslamış. Tüyleri ısınmış. Kedi bir an gözlerini yummuş.

Küçük kedi yine yola koyulmuş. Hava iyice kararıyormuş. Köyün evlerinde pencereler birer birer yanmış. Önce mavi kapılı evde bir ışık yanmış. Sonra yeşil kapılı evde. Sonra bütün evlerde.

Pencereler sarı sarı parlıyormuş. İçeride insanlar sofraya oturmuş, çorba içiyormuş. Bir evden tatlı bir ninni sesi geliyormuş. Bacalardan ince, beyaz dumanlar yükseliyormuş. Kar yağıyormuş, usul usul. Köy uykuya hazırlanıyormuş.

Köyün meydanında bir kardan adam duruyormuş. Çocuklar onu öğleden sonra yapmışlar. Başında eski bir şapka, boynunda kırmızı bir atkı varmış. Burnu da turuncu bir havuçmuş.

Küçük kedi kardan adamın yanına oturmuş. Şapkanın üstüne yeni karlar konuyormuş. Atkının ucu rüzgârda hafifçe sallanıyormuş. Meydandaki çeşme de susmuş, üstü bembeyaz olmuş. Küçük kedi kardan adama bakmış. "Miyav," demiş usulca. Sanki iyi geceler diyormuş.

Meydanın arkasında büyük, tahta bir ahır varmış. Kapısı biraz aralıkmış. Küçük kedi aralığa oturup içeri bakmış. İçerisi saman kokuyormuş.

Koyunlar samanların üstüne yatmış. Yünleri kabarık bulutlar gibiymiş. Küçük bir kuzu annesine sokulmuş. Anne koyun usulca melemiş. Kuzu da minicik bir sesle cevap vermiş. Sonra ikisi de gözlerini kapamış. Küçük kedi onları uyandırmadan sessizce geri çekilmiş.

Köyün kenarından küçük bir dere geçiyormuş. Derenin üstünde tahta bir köprü varmış. Küçük kedi köprünün ortasına kadar yürümüş. Köprünün tahtaları karla kaplıymış.

Derenin yüzü ince bir buzla örtülmüş. Ama buzun altında su hâlâ akıyormuş. Şırıl şırıl, çok alçak bir sesle. Sanki dere de fısıldıyormuş. Tam o sırada bulutlar aralanmış. Yuvarlak, gümüş bir ay görünmüş. Ay ışığı buzun üstünde parlamış. Karlı tarlalar mavi bir ışıkla dolmuş.

Küçük kedi köye geri dönmüş. Pencerelere bakmış. Bir pencerenin ışığı sönmüş. Sonra bir pencerenin daha. Sonra bir tane daha.

Köy yavaş yavaş kararıyormuş. Sesler de azalmış. Bir kapı usulca kapanmış, bir perde çekilmiş. Kulübesindeki köpek kıvrılıp derin bir iç çekmiş. Bacalardaki dumanlar incelmiş. Artık yalnızca karın sesi varmış. O ses de neredeyse hiç duyulmuyormuş. Kar yağıyormuş, usul usul. Köy uykuya dalıyormuş.

Küçük kedi bir kapının önündeki basamağa oturmuş. Patileri biraz üşümüş. Sırtında küçük bir kar yığını birikmiş. Kedi silkinmiş, karlar dört bir yana uçuşmuş.

Sonra kocaman esnemiş. Gözleri ağırlaşmış. Sıcak bir yer arıyormuş. Basamağın üstündeki kapı maviymiş. Kapının altından ince, sarı bir ışık sızıyormuş. Küçük kedi o ışığa bakmış, bakmış. "Miyav," demiş çok usulca.

Tam o sırada mavi kapı yavaşça açılmış. Kapıda pijamalı bir çocuk duruyormuş. Elinde küçük bir lamba varmış. İçeriden sıcak bir hava ve odun kokusu gelmiş.

Çocuk küçük kediyi görünce gülümsemiş. "Gel, küçük kedi," demiş çocuk. "İçerisi sıcacık." Küçük kedi bir an durmuş. Sonra kuyruğunu dikmiş, eşikten içeri girmiş. Kapı arkasından usulca kapanmış. Dışarıda kar yağmaya devam etmiş.

İçeride bir soba çıtır çıtır yanıyormuş. Sobanın önünde yumuşak bir kilim varmış. Çocuk küçük bir havluyla kedinin patilerini kurulamış. Önce ön patilerini, sonra arka patilerini.

Sonra küçük bir kaba biraz ılık süt koymuş. Küçük kedi sütü yavaş yavaş yalamış. Şap şap. Tüyleri ısınmış, burnu ısınmış. Kedi başını çocuğun eline sürtmüş. Sonra mırlamaya başlamış. Mır mır, mır mır. Çocuk da gülümseyip kedinin başını okşamış.

Çocuk sobanın yanındaki yer yatağına uzanmış. Yorganını çenesine kadar çekmiş. Küçük kedi de yorganın üstüne, çocuğun ayak ucuna kıvrılmış. Kuyruğunu burnunun üstüne örtmüş.

Soba usul usul yanıyormuş. Pencereden karlı köy görünüyormuş. Bütün pencereler kararmış. Fırın uyuyormuş, ahır uyuyormuş, kardan adam bile uyuyormuş. Ay, karlı damların üstünde parlıyormuş. Kar yağıyormuş, usul usul. Köy uykuya dalmış. Küçük kedi de çocuk da mışıl mışıl uyumuş.

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.