Keloğlan ve Sihirli Sofra
Metni sen okuyabilirsin · 4 dakika
Bir varmış, bir yokmuş. Keloğlan bir sabah değirmenden dönüyormuş. Sırtında koca bir çuval un varmış. Annesi bu unla ekmek yapacakmış.
Birden dağlardan soğuk kuzey rüzgârı Poyraz esmiş. Rüzgâr uğulduyormuş, kavaklar eğiliyormuş. Çuvalın ağzı açılmış, un havaya kalkmış ve kar gibi uçup gitmiş.
Keloğlan boş çuvala bakmış. "Gidip unumu Poyraz'dan isteyeceğim," demiş. Sonra dağa doğru yürümüş.
Dağın tepesinde, rüzgârların evinde Poyraz Dede otururmuş. Bembeyaz, kocaman bir sakalı varmış. Keloğlan ona kibarca selam vermiş ve uçan ununu anlatmış.
Poyraz Dede utanmış. "Bende un yok evlat. Ama sana bu sofrayı vereyim," demiş. "Açıl sofram açıl dersen dolar. Kapan sofram kapan dersen kapanır."
Keloğlan hemen denemiş. "Açıl sofram açıl!" Sofra kendi kendine açılmış, üstü sıcak ekmekle, çorbayla dolmuş. Keloğlan karnını doyurmuş. "Kapan sofram kapan," demiş, sofra da katlanıvermiş.
Dönüş yolunda Keloğlan bir hana uğramış. Han, yolcuların dinlendiği büyük bir evmiş. Hancı tombul, güler yüzlü bir adammış.
Keloğlan avluda sofrasını sermiş. "Açıl sofram açıl!" demiş. Sofra yemekle dolunca hancının gözleri kocaman olmuş.
Karnı doyan Keloğlan, dut ağacının altında uyuyakalmış. Hancı parmaklarının ucuna basarak gelmiş. Sihirli sofrayı almış, yerine kendi kırmızı örtüsünü bırakmış. Örtü tıpkı sihirli sofraya benziyormuş. Keloğlan hiçbir şey anlamamış.
Keloğlan eve gelince sevinçle seslenmiş. "Anne, artık hiç aç kalmayacağız!" Örtüyü yere sermiş. "Açıl sofram açıl!"
Örtü hiç kıpırdamamış. Keloğlan bir daha söylemiş, bir daha. Ama örtünün üstüne ne çorba gelmiş ne ekmek. Örtü sadece eski, kırmızı bir örtüymüş.
Annesi gülümseyip başını sallamış. Keloğlan kel başını kaşımış. Bu işte bir tuhaflık varmış. Hemen yeniden Poyraz Dede'ye gitmiş.
Poyraz Dede, Keloğlan'ı görünce şaşırmış. Bu sefer rüzgâr yumuşacık esiyormuş. Keloğlan olanları bir bir anlatmış.
Poyraz Dede sakalını sıvazlamış. "Al sana küçük bir eşek," demiş. "Silkin eşeğim silkin dersen heybesinden altın dökülür."
Keloğlan denemiş. "Silkin eşeğim silkin!" Eşek silkinmiş, şıngır şıngır altınlar dökülmüş. Eşek küçük, gri ve çok uysalmış. Keloğlan sevinmiş, yularından tutup yola çıkmış.
Akşam olurken Keloğlan yine aynı hana uğramış. Çok yorgunmuş. Eşeği ahıra bağlamış, kendisi de bir köşede uyuyakalmış.
Hancı yine parmaklarının ucuna basarak ahıra gitmiş. Sihirli eşeği almış, yerine kendi gri eşeğini bağlamış.
Keloğlan uyanınca ahırdan bir ses duymuş: "Silkin eşeğim silkin!" Kapının aralığından bakmış. Hancı altınları topluyormuş, Keloğlan'ın sofrası da yanında açıkmış. Keloğlan her şeyi anlamış ama hiçbir şey dememiş.
Keloğlan üçüncü kez dağa çıkmış. Gökte ilk yıldızlar yanıyormuş. Poyraz Dede onu dinleyince sakalının içinden gülmüş.
"Al şu kavalı," demiş. "Bu kaval sihirlidir. Çal kavalım çal dersen kendi kendine çalar. Onu duyan herkes dans etmeye başlar. Dur kavalım dur deyince de susar."
Keloğlan uzun, tahta kavalı kuşağına sokmuş. Teşekkür edip hana doğru yürümüş. Aklında güzel bir oyun varmış.
Keloğlan gece hana varmış. Kavalı masanın üstüne bırakmış, uyur gibi yapmış. Hancı kavalı görünce dayanamamış. Gizlice yanına gelip fısıldamış: "Çal kavalım çal!"
Kaval kendi kendine çalmaya başlamış. Hancının ayakları yerinde duramamış. Hoplamış, zıplamış, döne döne dans etmiş. Hem gülüyor hem yoruluyormuş. "Durdur şunu Keloğlan, ne olur!" diye yalvarmış.
Keloğlan gözlerini açmış. "Önce soframla eşeğimi getir," demiş. Hancı dans ede ede sofrayı da eşeği de getirmiş. "Dur kavalım dur," demiş Keloğlan. Hancı yere oturmuş, gülerek özür dilemiş.
Keloğlan eşeğiyle eve dönmüş. Annesi kapıda bekliyormuş. Keloğlan sofrayı yere sermiş. "Açıl sofram açıl!" Sofra sıcacık yemeklerle dolmuş. Annesi komşuları da çağırmış, hep birlikte yiyip gülmüşler.
Sonra herkes evine dönmüş. "Kapan sofram kapan," demiş Keloğlan. Eşek ahırda başını sallayarak uyuklamış. Kaval da rafın üstünde sessizce durmuş. Keloğlan yumuşak yorganına sarılmış, gözleri kapanırken gülümsemiş.
İyi geceler.
Kaynak: Türk halk masalları geleneği. Kendi sözlerimizle, uyku için yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.