Çorbanın Çorbası
Metni sen okuyabilirsin · 3 dakika
Bir zamanlar Akşehir'de Nasreddin Hoca yaşarmış. Bir sabah kapısı çalınmış. Kapıda yakın köylerden bir köylü duruyormuş. Kolunda kocaman bir sepet varmış.
"Hocam, bunlar benim bahçemden," demiş köylü. "Sana getirdim." Sepette turuncu bir balkabağı, havuçlar, soğanlar ve kıpkırmızı domatesler varmış.
Hoca çok sevinmiş, köylüyü içeri buyur etmiş. Hanımı sebzeleri doğramış, Hoca kazanı ateşe koymuş. Akşam koyu, mis gibi bir çorba pişmiş. Hoca ile köylü karşılıklı oturup kaşık kaşık içmişler.
Bir hafta sonra kapı yine çalınmış. Kapıda Hoca'nın hiç tanımadığı bir adam duruyormuş. "Hocam, ben sebzeleri getiren köylünün komşusuyum," demiş adam.
Hoca onu da içeri buyur etmiş. Sepette birkaç havuçla bir soğan kalmış. Hoca onları kazana atıp bol su eklemiş. "Buyur komşu," demiş Hoca. "Bu, o sebzelerin çorbası."
Ertesi gün kapıda üç kişi belirmiş. Sebzeleri getiren köylünün komşusunun komşularıymışlar. Hoca yine gülümseyip onları içeri almış.
Kazanda dünden kalan çorbaya iki kepçe su eklemiş. Çorba iyice incelmiş, açık sarı bir renk almış. "Buyurun," demiş Hoca. "Bu da çorbanın çorbası." Misafirler içmiş, içmiş, biraz da şaşırmışlar.
Bir akşamüstü kapıda kalabalık bir grup belirmiş. En önde o komşu duruyormuş. "Hocam, bunlar da komşularımın komşuları," demiş komşu. "Hepsi o sebzelerin hatırına geldi."
Hoca kazanın içine bakmış. Kazan tamtakır boşmuş. Hoca biraz düşünmüş, sonra gözleri parlamış. Kaselere dumanı tüten sıcak su doldurup misafirlerin önüne dizmiş.
Misafirler kaşıklarını daldırıp birer yudum almışlar. Sonra birbirlerine bakmışlar. "Hocam, bu sıcak su!" demiş komşu.
Hoca ciddi ciddi başını sallamış. "Bu da çorbanın çorbasının çorbası!" demiş Hoca.
Önce bir sessizlik olmuş. Komşunun yanakları kızarmış. Sonra komşu kahkahayla gülmeye başlamış. Bütün misafirler gülmüş, Hoca da gülmüş.
"Haydi, cuma akşamı hepiniz gelin," demiş Hoca. "Herkes bir şey getirsin. Kocaman bir kazan çorba pişirelim."
Cuma akşamı Hoca'nın avlusu kalabalıkmış. Biri pirinç getirmiş, biri mercimek, biri ekmek. Sebzeleri getiren köylü de yine kocaman bir sepetle gelmiş. Avlunun ortasında kocaman bir kazan kaynamış.
Herkes ay ışığında yan yana oturup çorbasını içmiş. Bu sefer çorba koyu mu koyuymuş. Gece ilerleyince misafirler teker teker evlerine dönmüş.
Hoca yatağına uzanıp gözlerini kapamış. "Bu akşamki çorba, çorbaların çorbasıydı," diye mırıldanmış Hoca. Sonra mışıl mışıl uyumuş. İyi geceler.
Kaynak: Nasreddin Hoca fıkrası. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.
Benzer masallar
Yarın akşam onun masalı olsun
Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.