HoolabySleep Coach

Kırpıp Kırpıp Yıldız Yaparlar

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 3 dakika

Bir zamanlar Akşehir'de Nasreddin Hoca yaşarmış. Yazın Akşehir'in geceleri çok sıcak olurmuş. Evlerin damları düz ve genişmiş. Sıcak gecelerde herkes yatağını dama serer, yıldızların altında uyurmuş.

Bir akşam Hoca da yorganını koltuğunun altına almış. Merdivenden ağır ağır dama çıkmış. Yorganını serip üstüne bağdaş kurmuş. Aşağıda, avluda gri eşeği samanını yiyormuş. Kırlangıçlar damların üstünde son bir tur atıyormuş.

Biraz sonra komşu damlardan çocuk sesleri gelmiş. Mahallenin çocukları Hoca'yı görünce koşa koşa yanına gelmişler. En önde meraklı Ayşe ile Hasan varmış.

Çocuklar yorganın çevresine oturmuşlar. Güneş batmış, gökyüzü pembeleşmiş. Batıda, damların üstünde ince mi ince bir ay belirmiş. Yeni doğmuş ay, ince bir tırnak gibi parlıyormuş.

Hasan ince aya uzun uzun bakmış. Sonra Hoca'ya dönmüş. "Hocam, yeni ay doğunca eskisini ne yaparlar?" diye sormuş Hasan.

Bütün çocuklar merakla Hoca'ya bakmış. Hoca hiç duraklamamış. Sakalını şöyle bir sıvazlamış. Gözleri gülüyormuş.

"Bunu bilmeyecek ne var?" demiş Hoca. "Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar."

Çocuklar kıkır kıkır gülmüşler. Ayşe gözlerini kapayıp düşünmüş. Kocaman, sarı, eski bir ay görmüş. Biri onu küçük bir makasla kırpıyormuş. Kırpıntılar birer birer göğe saçılıyormuş.

Ayşe gözlerini açınca gök gerçekten yıldızlarla dolmaya başlamış. Sanki biri az önce makası şıkırdatmış gibiymiş.

"İşte şu parlak yıldız da bir kırpıntı!" demiş Hasan, parmağıyla göstererek.

Yıldızlar birer birer yanıyormuş. Önce beş, sonra on, sonra sayısız. "Hocam, gökte kaç yıldız var?" diye sormuş Ayşe.

Hoca damın kenarından avluyu göstermiş. Eşek aşağıda uyukluyor, kuyruğunu ağır ağır sallıyormuş. "Gökte, şu eşeğimin kuyruğundaki kıl kadar yıldız var," demiş Hoca. "İnanmayan gelsin, saysın."

Çocuklar yine gülmüşler. Eşeğin kuyruğu durmadan sallanıyormuş, kılları saymak olmazmış. Çocuklar da sırtüstü uzanıp yıldızları saymaya başlamışlar. Bir, iki, üç... Ayşe on yediye kadar saymış, sonra karıştırmış. Hasan da kocaman esnemiş.

Komşu damlardan anneler usulca seslenmiş. Yatma vakti gelmiş. Çocuklar esneye esneye kendi yataklarına dönmüşler. Akşehir'in damları yavaş yavaş sessizleşmiş.

Hoca da yorganına uzanmış. İnce ay damların ardına usulca inmiş. Gökte yalnız yıldızlar kalmış. Serin bir yel esmiş, kavak yaprakları hışırdamış. Hoca da saymaya başlamış. Bir, iki, üç...

Daha beşe varmadan gözleri kapanmış. Belki uzaklarda biri hâlâ yıldız kırpıyormuş. Hoca mışıl mışıl uyumuş. İyi geceler.

Kaynak: Nasreddin Hoca fıkrası. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.