HoolabySleep Coach

Nohut Oğlan

Henüz seslendirilmedi
Metni sen okuyabilirsin · 5 dakika

Bir varmış, bir yokmuş. Bir köyde yaşlı bir kadınla yaşlı bir adam yaşarmış. Evleri küçükmüş, bahçeleri çiçek doluymuş. Ama hiç çocukları yokmuş. Ev hep sessizmiş.

Bir akşam yaşlı kadın pencerenin önüne oturmuş. Kucağında bir tepsi nohut varmış. Nohutları tek tek ayıklıyormuş. Tıkır tıkır, tıkır tıkır.

Yaşlı kadın içini çekmiş. "Keşke bir çocuğum olsa," demiş. "Nohut kadar olsun, yeter ki olsun!" Yaşlı adam da başını sallamış. O da bir çocuk istiyormuş.

Ertesi sabah tepsiden incecik bir ses gelmiş. Yaşlı kadın tepsiye eğilmiş. Bir de ne görsün! Nohutların arasında minicik bir oğlan oturuyormuş. Boyu tam bir nohut kadarmış.

"Günaydın anneciğim!" demiş minicik oğlan. "Ben geldim!"

Yaşlı kadın onu usulca avucuna almış. Yaşlı adam koşa koşa gelmiş. İkisi de çok mutlu olmuş. Oğlanın adını Nohut Oğlan koymuşlar. O günden sonra ev hiç sessiz kalmamış.

Nohut Oğlan küçücükmüş ama çok akıllıymış. Annesine her işte yardım edermiş. Annesinin gözleri iyi görmezmiş. İğneye ipliği Nohut Oğlan geçirirmiş. Yere düşen pirinçleri tane tane toplarmış. Masanın altına kaçan düğmeyi yuvarlaya yuvarlaya getirirmiş.

Çalışırken hep aynı şarkıyı söylermiş. "Nohut kadar boyum var, kuş kadar sesim var!" diye şarkı söylermiş Nohut Oğlan. "Buradayım, buradayım!"

Annesi ona bakıp gülümsermiş. "Benim minicik yardımcım," dermiş annesi. Sonra onun başını parmağının ucuyla okşarmış.

Bir gün öğle olmuş. Babası sabahtan beri tarlada çalışıyormuş. Annesi bir bohçaya ekmek, peynir ve üzüm koymuş. "Baban acıkmıştır," demiş annesi. "Ama tarla çok uzak, ayaklarım da yorgun."

"Ben götürürüm, anneciğim!" demiş Nohut Oğlan. "Beni eşeğin kulağına koy. Gerisini ben bilirim."

Annesi önce gülmüş, sonra bohçayı eşeğin semerine bağlamış. Nohut Oğlan'ı da usulca eşeğin kulağına oturtmuş. Eşeğin kulağı yumuşacık ve tüylüymüş. Nohut Oğlan oraya rahat rahat kurulmuş.

Eşek tıpış tıpış yola çıkmış. Yol ikiye ayrılınca Nohut Oğlan eğilmiş. "Sağa dön, eşekçik," diye fısıldamış. Eşek kulağını oynatmış ve sağa dönmüş.

Biraz sonra küçük bir köprüye gelmişler. "Yavaş yavaş, eşekçik," diye fısıldamış Nohut Oğlan. Eşek köprüden ağır ağır geçmiş. Tak tuk, tak tuk. Sonra yine bir yol ayrılmış. "Sola dön, eşekçik," demiş Nohut Oğlan. Eşek sola dönmüş.

Yol kenarında kırmızı gelincikler sallanıyormuş. Bir leylek tek ayağının üstünde durmuş, onlara bakmış. Leylek çok şaşırmış. Eşek tek başına mı gidiyormuş?

Babası tarlada toprağı kazıyormuş. Başını kaldırınca eşeği görmüş. Eşek tek başına geliyormuş! Babası çok şaşırmış. Elindeki küreği yere bırakmış.

"Babacığım, yemeğini getirdim!" diye seslenmiş Nohut Oğlan. İncecik sesi eşeğin kulağından geliyormuş.

Babası kahkahayla gülmüş. Oğlunu kulaktan alıp avucuna oturtmuş. Sonra koca ceviz ağacının gölgesine oturmuşlar. Babası ekmeğini, peynirini yemiş. Nohut Oğlan da bir üzüm tanesini yemeye çalışmış. Ama üzüm tanesi ona kocaman gelmiş. Yarısını babasına bırakmış.

İkindi vakti annesi de tarlaya gelmiş. Nohut Oğlan saman yığınlarının arasında oynamaya başlamış. Sarı bir kelebeğin peşinden koşmuş. Sonra en büyük saman yığınına tırmanmış. Derken hışır hışır, samanın içine kayıvermiş!

Samanın içi sıcacık ve sapsarıymış. Ama her yer birbirine benziyormuş. Nohut Oğlan sağa gitmiş, saman. Sola gitmiş, yine saman. Çıkış yolunu bir türlü bulamamış.

Annesiyle babası etrafa bakmışlar. Nohut Oğlan yokmuş! Eşeğin kulağında yokmuş. Ağacın altında da yokmuş.

"Nohut Oğlan, neredesin?" diye seslenmiş annesi. Babası da ellerini ağzına götürüp oğlunu çağırmış. Sonra ikisi de susup dinlemişler.

Saman yığınından incecik bir şarkı yükselmiş. "Nohut kadar boyum var, kuş kadar sesim var!" diye şarkı söylüyormuş Nohut Oğlan. "Buradayım, buradayım!"

Annesi şarkının geldiği yere eğilmiş. Samanları yavaşça aralamış. Nohut Oğlan oradaymış, saçında saman çöpleriyle! Annesi onu avucuna alıp öpmüş. Güneş batarken hep birlikte eve dönmüşler.

Gece olmuş. Gökyüzüne yuvarlak bir ay çıkmış. Annesi pencerenin önüne bir ceviz kabuğu koymuş. Bu, Nohut Oğlan'ın beşiğiymiş. İçinde yünden minicik bir yastık varmış. Yorganı da yumuşacık bir gül yaprağıymış.

Nohut Oğlan beşiğine kıvrılmış. Annesi beşiği parmağının ucuyla sallamış. Babası da yanına oturmuş. "Nohut kadar boyum var," diye mırıldanmış Nohut Oğlan. "Kuş kadar sesim var. Buradayım." Sonra sesi yavaş yavaş susmuş.

Ay ışığı ceviz kabuğunu usulca aydınlatmış. Annesiyle babası ona bakıp gülümsemişler. Sonra onlar da yataklarına uzanmışlar. Nohut Oğlan mışıl mışıl uyumuş. İyi geceler.

Kaynak: Türk halk masalları geleneği. Kendi sözlerimizle, uyku için yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.