HoolabySleep Coach

Parayı Veren Düdüğü Çalar

Sesli dinle
Mine K. · 3:20
Bitince sırada: Çorbanın Çorbası ve 137 masal daha

Bir sabah Nasreddin Hoca boz eşeğine binip kasabaya doğru yola çıkmış. Pazardan un, tuz ve biraz da üzüm alacakmış. Eşek taşlı yolda tıkır tıkır yürüyormuş.

Köyün çocukları Hoca'yı görünce arkasından koşmuşlar. "Hocam, bize düdük getir!" diye bağırmışlar. "Bana bir tane!" "Bana da bir tane!"

Hoca gülümseyip başını sallamış. Yalnızca en küçük çocuk cebinden küçük, parlak bir para çıkarmış. Parayı Hoca'nın avucuna koymuş. Hoca parayı kuşağına yerleştirmiş, eşeğini sürmüş.

Kasabanın pazarı çok kalabalıkmış. Tezgâhlarda kırmızı elmalar, bakır tencereler, renk renk kumaşlar varmış. Her yerden neşeli sesler geliyormuş.

Hoca önce un, tuz ve üzüm almış. Sonra bir köşede düdükçünün tezgâhını görmüş. Tezgâhta tahta düdükler, kuş biçiminde toprak düdükler sıralanmış.

Hoca kuşağından parlak parayı çıkarmış. Parayı düdükçüye verip kırmızı, küçücük bir düdük seçmiş. Düdüğü dikkatle kuşağına koymuş. "Bu düdüğün sahibi belli," demiş Hoca kendi kendine.

Akşamüstü Hoca köye dönmüş. Çocuklar meydanda onu bekliyormuş. Hepsi birden eşeğin etrafını sarmış. "Hocam, düdüklerimiz nerede?" diye sormuşlar.

Hoca kuşağından kırmızı düdüğü çıkarmış. Onu en küçük çocuğa vermiş. Çocuk düdüğü üflemiş: düt düt! Öbür çocuklar şaşırmış. "Peki bizimkiler nerede, Hocam?" diye sormuşlar.

Hoca gülümsemiş, sakalını sıvazlamış. "Parayı veren düdüğü çalar," demiş Hoca. Çocuklar önce birbirine bakmış. Sonra hep birlikte gülmüşler, çünkü Hoca'nın gözleri de gülüyormuş. "Gelin, size bir şey göstereyim," demiş Hoca.

Hoca çocukları dere kenarındaki yaşlı söğüdün altına götürmüş. Söğüdün uzun dalları suya kadar sarkıyormuş. Hoca ince, yeşil bir dal seçmiş.

Dalı avuçlarında yuvarlamış, kabuğuna tık tık vurmuş. Kabuk yumuşayınca yavaşça kaydırmış. Sonra bir ucuna küçük bir oyuk açmış. Dudaklarına götürüp üflemiş: düt!

Çocuklar da birer dal seçmişler. Yuvarlamışlar, vurmuşlar, kaydırmışlar. İlk seferde düdükler ses çıkarmamış, sadece fıs fıs etmiş. Ama çocuklar bir daha, bir daha denemişler. En küçük çocuk da kırmızı düdüğünü cebine koyup onlara yardım etmiş.

Güneş batarken ilk düdük ötmüş: düt! Sonra bir tane daha, bir tane daha. Az sonra söğüdün altında bütün düdükler ötüyormuş.

Her çocuğun elinde kendi yaptığı bir düdük varmış. En küçük çocuk da bir söğüt düdüğü yapmış. Boz eşek bile kulaklarını dikip dinlemiş.

Hoca söğüde yaslanıp gülümsemiş. "Parayı veren düdüğü çalar," demiş Hoca. "Emeğini veren de çalar."

Gece olmuş. Çocuklar evlerine dönmüş. Düdük sesleri birer birer susmuş. Köy sessizleşmiş, yalnızca dere şırıl şırıl akıyormuş. Boz eşek ahırın önünde çoktan uyumuş.

Her evin pencere önünde küçük bir söğüt düdüğü duruyormuş. Ay ışığında hepsi usulca parlıyormuş. Hoca da kendi düdüğünü pencere önüne koymuş. Pencerenin dibindeki mindere uzanıp esnemiş. "Ne güzel bir gün," diye mırıldanmış Hoca. Sonra o da uyuyakalmış.

İyi geceler.

Kaynak: Nasreddin Hoca fıkrası. Kendi sözlerimizle, uyku için yeniden yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.