HoolabySleep Coach

Yağmurun Ninnisi

Sesli dinle
Mine K. · 6:21
Bitince sırada: Baykuşun Gece Gezintisi ve 137 masal daha

Yeşil bir tepenin üstünde eski, ahşap bir ev varmış. Evin büyük bir penceresi varmış. Pencerenin önünde de minderli, yumuşacık bir sedir varmış. Ev sıcak ve sessizmiş. İçeride soba yanıyormuş.

Sedirin üstünde küçük bir köpek yavrusu kıvrılmış yatıyormuş. Tüyleri açık kahverengiymiş. Kulakları sarkık, patileri bembeyazmış. Burnu siyah ve minicikmiş. Pencereden dışarı bakmayı çok severmiş.

O akşam gökyüzü gri bulutlarla doluymuş. Hava serin ve nemliymiş. Toprak kokusu yükseliyormuş. Ağaçların yaprakları hafifçe hışırdamış. Derken cama bir damla düşmüş. Pıt.

Küçük köpek başını kaldırmış. Merakla bakmış. Cama bir damla daha düşmüş. Pıt. Sonra bir tane daha. Pıt, pıt.

Damlalar camın üstünden aşağı kayıyormuş. Kimi yavaş, kimi hızlı. İki damla aşağı inmiş, sonra birleşmiş. Küçük köpek burnunu cama dayamış. Cam serinmiş.

Yağmur camda şarkı söylüyormuş. Pıt pıt, pıt pıt. Küçük köpeğin kulakları kıpırdamış. Kuyruğu sedirin üstünde hafifçe sallanmış.

Sobanın yanındaki kilimden annesi kalkmış. Gerinmiş, esnemiş. Patilerini öne doğru uzatmış. Sonra yavaşça sedire çıkıp yavrusunun yanına uzanmış. Annesinin tüyleri sıcacıkmış. Odun ve süt kokuyormuş.

"Anne, bu ses ne?" diye sormuş küçük köpek. Kulaklarını dikmiş.

Annesi gülümsemiş. "Yağmur," demiş. "Dinle bak, şarkısını değiştirecek." Sonra başını yavrusunun yanına koymuş.

Az sonra yukarıdan yeni bir ses gelmiş. Tıp, tıp. Tıp, tıp. Yağmur ahşap çatıya da yağmaya başlamış. Ses ahşabın içinden yumuşacık geliyormuş.

Küçük köpek başını kaldırıp tavana bakmış. Tavanda kalın, tahta kirişler varmış. Ses her yerden geliyormuş. Küçük köpek bir sağa, bir sola bakmış.

Sobanın içinde odunlar çıtırdıyormuş. Çıt, çıt. Odanın içi sıcacıkmış. Yağmur çatıda şarkı söylüyormuş. Tıp tıp, tıp tıp.

Pencerenin dışında kocaman bir ortanca çalısı varmış. Çiçekleri mavi, yaprakları geniş ve yeşilmiş. Bütün yaz açmış, şimdi yağmuru içiyormuş.

Yağmur yapraklara düşüyormuş. Şıp, şıp. Her damlada bir yaprak eğilip kalkıyormuş. Yapraklar sanki başlarını sallıyormuş. Mavi çiçekler ıslanıp parlamış.

Küçük köpek başını yana eğmiş. Bu ses daha yumuşakmış. Tıpkı bir fısıltı gibiymiş. Kulaklarından biri havaya kalkmış. Yağmur yapraklarda şarkı söylüyormuş. Şıp şıp, şıp şıp.

Saçağın altında uzun, teneke bir oluk varmış. Yağmur suyu oluğa toplanıyormuş. Oradan da tahta bir fıçıya akıyormuş. Oluğun ucundan su ince bir ip gibi iniyormuş.

Su olukta şırıl şırıl akıyormuş. Fıçı ağzına kadar dolmuş. Su fıçıya dökülürken de şarkı söylüyormuş. Şırıl şırıl, şırıl şırıl. Durmadan, hiç yorulmadan.

"Bu da mı yağmur?" diye sormuş küçük köpek. Annesi gözlerini kırpıp başını sallamış. Küçük köpek gülümsemiş.

Hava kararmış. Bulutlar koyulaşmış, tepeler karanlıkta kaybolmuş. Lambanın ışığı pencereden bahçeye düşüyormuş. Bahçenin ortasında küçük bir su birikintisi oluşmuş.

Damlalar birikintiye düşüyormuş. Cup, cup. Her damla suda küçük bir halka açıyormuş. Halkalar büyüyor, büyüyor, sonra kayboluyormuş. Lambanın ışığı da halkalarla birlikte titriyormuş.

Küçük köpek burnunu cama yaslamış, halkaları izlemiş. Bir halka açılmış, bir halka kaybolmuş. Gözleri yavaş yavaş kırpışmış. Küçük köpek esnemiş.

Annesi yavrusunun başını yalamış. Küçük köpek annesine sokulmuş. Annesinin tüyleri yumuşak ve sıcakmış. Dili de ılık ve yumuşakmış.

Şimdi yağmur bütün şarkılarını birlikte söylüyormuş. Camda pıt pıt. Çatıda tıp tıp. Yapraklarda şıp şıp. Olukta şırıl şırıl. Birikintide cup cup. Hepsi birleşip yumuşacık bir ninni olmuş.

"Yağmur sana ninni söylüyor," demiş annesi. Sesi yağmur kadar yumuşakmış. Küçük köpek gözlerini kapatıp dinlemiş.

Sonra yağmur yavaşlamaya başlamış. Camdaki damlalar azalmış. Tek tek, çok yavaş düşüyorlarmış. Pıt. Bir süre sonra, yine pıt.

Çatıdaki ses de azalmış. Tıp. Biraz sonra, tıp. Oluk artık şırıl şırıl akmıyormuş. Usul usul damlıyormuş. Fıçı da susmuş.

Sobadaki ateş küçülmüş. Közler turuncu turuncu parlıyormuş. Küçük köpeğin gözleri ağırlaşmış. Bir kez daha esnemiş.

Pencerenin kenarında tek bir damla asılı kalmış. Lambanın ışığında boncuk gibi parlıyormuş. Küçük köpek damlaya bakmış, bakmış.

Damla yavaş yavaş büyümüş. Titremiş. Sonra düşmüş. Tıp. Bu, yağmurun son damlasıymış.

Sonra her yer sessizleşmiş. Camda pıt pıt yokmuş. Çatıda tıp tıp yokmuş. Ev de, tepe de, ağaçlar da susmuş. Yalnızca oluktan birkaç damla süzülüyormuş.

Rüzgâr da dinmiş. Bulutlar yavaş yavaş aralanmış. Arkalarından koyu mavi gökyüzü görünmüş. Bulutların kenarları gümüş gibi parlıyormuş. Gökyüzünde tek bir yıldız parlıyormuş.

"Anne, bak, bir yıldız," diye fısıldamış küçük köpek. Sesi uykulu ve yumuşacıkmış.

Annesi pencereye bakmış. "Yağmur ninnisini bitirdi," demiş. "Yıldız da sana göz kırpıyor." Küçük köpek yıldıza bakıp gülümsemiş.

Küçük köpek annesinin göğsüne sokulmuş. Kıvrılmış, top gibi olmuş. Burnunu annesinin patisine dayamış. Annesi onu sıcacık sarmış.

Dışarıda saçaktan bir damla daha düşmüş. Tıp. Soba usulca çıtırdamış. Ev sessiz ve sıcacıkmış. Annesinin kalbi yavaş yavaş atıyormuş. Küçük köpeğin nefesi de yavaşlamış. Gözleri kapanmış. Pencerede yıldız parlıyormuş. Sanki ikisini seyrediyormuş.

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.