HoolabySleep Coach

Yıldızların Altında Kervan

Sesli dinle
Mine K. · 6:22
Bitince sırada: Ay Işığında Sandal ve 137 masal daha

Geniş bir ovada alçak kum tepeleri varmış. Tepeler yuvarlak ve yumuşacıkmış. Akşam güneşinde kumlar altın gibi parlıyormuş.

Tepelerin arasından küçük bir kervan geçiyormuş. Önde yaşlı bir adam yürüyormuş. Herkes ona Kervanbaşı Dede dermiş. Dedenin arkasından beş deve geliyormuş. İlk devenin sırtında bir çocuk oturuyormuş. Kervan ağır ağır yürüyormuş. Kimse acele etmiyormuş.

Develerin boynunda küçük, bakır çanlar varmış. Çan çınlamış, dın. Deve bir adım atmış. Çan çınlamış, dın. Deve bir adım daha atmış.

Çocuğun devesi uysal, kum rengi bir deveymiş. Kirpikleri upuzunmuş. Sırtında yumuşak, kırmızı bir kilim varmış. Çocuk kilimin üstünde rahat rahat oturuyormuş. Devenin sırtı sıcacıkmış.

Deve yürüdükçe çocuk hafifçe sallanıyormuş. Bir sağa, bir sola. Tıpkı bir beşik gibi. Devenin ayakları kuma usulca basıyormuş. Puf, puf.

Kervanbaşı Dede devenin ipini tutuyormuş. Arada bir dönüp çocuğa gülümsüyormuş. Çocuk da ona gülümsüyormuş.

Güneş tepelerin arkasına yavaş yavaş inmiş. Kumlar önce turuncu olmuş, sonra pembe. Gökyüzü mora dönmüş. Develerin gölgeleri kumun üstünde upuzun uzanmış. Bir kuş tepelerin üstünden yuvasına uçmuş.

Tam o sırada gökyüzünde minicik bir ışık yanmış. "Dede, bak, bir yıldız!" demiş çocuk.

Kervanbaşı Dede başını kaldırmış. "Akşamın ilk yıldızı," demiş. "Bize iyi akşamlar diyor." Çan çınlamış, dın. Deve bir adım atmış.

Hava serinlemiş. Rüzgâr kumların üstünde usulca esiyormuş. Fış, fış. Kumdan ılık bir koku yükseliyormuş.

Kervanbaşı Dede çocuğa yün bir şal uzatmış. Çocuk şala sarınmış. Şal kalın ve sıcacıkmış. Dede alçak sesle bir türkü mırıldanmaya başlamış. Türkünün sesi çanların sesine karışmış.

Develer yavaşlamış. Çanlar da yavaşlamış. Çan çınlamış, dın. Deve bir adım atmış. Gökyüzünde ikinci yıldız yanmış. Sonra üçüncüsü.

Tepelerin arkasından ay doğmuş. Kocaman ve sarıymış. Kumlar ay ışığında gümüş gibi parlamış. Gökyüzünde artık pek çok yıldız varmış. Bir yıldız yanıyor, sonra bir başkası yanıyormuş.

"Dede, develer de uykulu mu?" diye sormuş çocuk. Sesi yumuşacıkmış.

Kervanbaşı Dede gülümsemiş. "Uykulular," demiş. "Az ileride eski bir kervansaray var. Orada hep birlikte dinleneceğiz." Çan çınlamış, dın. Deve bir adım atmış.

Uzakta küçük, sarı bir ışık görünmüş. Kervan yaklaştıkça ışık büyümüş. Bu, kervansarayın kapısındaki fenermiş.

Kervansaray taştan, kocaman, eski bir hanmış. Kapısı yüksek ve kemerliymiş. Taş duvarlar fenerin ışığında bal rengi parlıyormuş. Taşlarında çiçeklere, yıldızlara benzeyen oymalar varmış. Çok eski zamanlardan beri kervanlar geceyi burada geçirirmiş.

Çan çınlamış, dın. Deve bir adım atmış. Çan çınlamış, dın. Kervan kemerli kapıdan yavaşça içeri girmiş.

İçeride geniş bir avlu varmış. Avlunun dört yanında taş kemerler sıralanmış. Ortada küçük bir çeşme varmış. Çeşmeden su şırıl şırıl akıyormuş.

Kervanbaşı Dede ipi usulca çekmiş. "Çök," demiş. Deve önce ön dizlerini bükmüş, sonra arka dizlerini. Yavaşça yere çökmüş. Çocuk sallanmış, gülmüş. Öbür develer de birer birer çökmüş.

Dede kollarını açmış. Çocuk devenin sırtından dedenin kucağına kaymış. Ayakları serin taşlara değmiş.

Çocuk çeşmenin yanına gitmiş. Çeşmenin taşı serin ve pürüzsüzmüş. Suyun içinde yıldızlar titreşiyormuş.

Kervanbaşı Dede bakır bir tası sudan doldurmuş. Tası çocuğa uzatmış. Tasın bakırı ay ışığında parlıyormuş. Çocuk suyu yavaş yavaş içmiş. Su serin ve tatlıymış.

Sonra çocuk ellerini suya daldırmış. Kumlu parmakları serinlemiş. Su şırıl şırıl akmış. Yıldızlar suyun içinde usulca sallanmış.

Develer avlunun bir köşesinde yan yana yatmışlar. Ağızları ağır ağır kıpırdıyormuş. Gözleri yarı kapalıymış.

Çocuk kendi devesinin yanına gitmiş. Devenin boynunu okşamış. Tüyleri kalın ve sıcakmış. Deve uzun kirpiklerini yavaşça kırpıştırmış. Burnundan ılık bir nefes çıkmış. Pof.

"İyi geceler, deve," diye fısıldamış çocuk. Deve başını yere koymuş. Çan bir kez çınlamış, dın. Sonra susmuş.

Kervanbaşı Dede kemerlerin altına kalın bir keçe sermiş. Keçe kahverengi ve yumuşacıkmış. Üstünde küçük, mavi çiçekler varmış.

Dede bir yastık koymuş, bir de keçe battaniye getirmiş. Battaniye yün kokuyormuş. Duvarın taşları hâlâ ılıkmış. Güneş onları bütün gün ısıtmış.

Dede kemerin kenarına küçük bir fener asmış. Fenerin ışığı sarı ve titrekmiş. Çocuk keçenin üstüne uzanmış. Battaniyeye sarınmış.

Çocuk kemerin altından gökyüzüne bakmış. Biraz önce gökyüzünde tek bir yıldız varmış. Şimdi gökyüzü yıldızlarla doluymuş. Hepsi tek tek gelmiş, usul usul yanmış.

Çeşme şırıl şırıl akıyormuş. Develer derin derin nefes alıyormuş. Nefes alıp veriyor, nefes alıp veriyorlarmış. Uzakta bir cırcır böceği ötüyormuş. Cır, cır. Çocuğun nefesi de yavaşlamış.

"Dede, çanlar da uyudu mu?" diye sormuş çocuk. Sesi çok uykuluymuş.

Kervanbaşı Dede çocuğun yanına oturmuş. "Uyudular," demiş. "Develer de uyuyor, çanlar da." Battaniyenin ucunu çocuğun omzuna örtmüş.

Fenerin ışığı küçülmüş, küçülmüş. Çeşme şırıl şırıl akmış. Bir deve uykusunda kıpırdamış. Çan bir kez daha çınlamış, çok yavaş. Dın. Sonra her yer sessizleşmiş. Kemerlerin üstünde yıldızlar parlıyormuş. Dede de onlara bakıp gülümsemiş. Çocuğun gözleri kapanmış. Nefesi yavaş ve derinmiş.

İyi geceler.

Bu masalı uyku için biz yazdık.

Benzer masallar

Yarın akşam onun masalı olsun

Adıyla, ailesiyle, istersen bu aralar zorlandığı bir konuyla. Bir dakikada oluşturulur, sakin biter. Ücretsiz, kart istemez.